DR. MUSTAFA HAVUÇ: “KORONA 100 YILDIR ARAMIZDA!”

Hamburg’un Altona bölgesindeki muayenehanesinde Aile Hekimi olarak yaklaşık 4 bin hastasına hizmet veren Dr. Mustafa Havuç’la Korona pandemisi üzerine konuştuk. Sorularımıza dobra dobra cevaplar veren Dr. Havuç, Korona Aşısı ile  Alman vatandaşı olarak karşılaştığı muamele  hakkında da enteresan şeyler söyledi.

Röportaj: Mehmet ATAK / Gazetem.eu

Radyo programları ve sosyal medya yoluyla Koronavirüsü konusunda insanlarımıza sık sık açıklamalarda bulunan Hamburglu Doktor Mustafa Havuç’la bir söyleşi yaptık. İşte soru ve yanıtlar: 

KORONA 100 YILDIR ARAMIZDA

* Sayın Havuç, 2020 yılının ilk aylarından itibaren dünyayı etkisi altına alan Korona pandemisinin günümüzde hayli artış kaydetmesi nedeniyle alınan tedbirler neticesi hayat altüst oldu. Hatta daha da sıkı önlemler de alınacağı ileri sürülüyor. Sizin bu Koronavirüs olayını değişik bir tarzda yorumladığınız biliniyor. Bir tıp adamı olarak Korona pandemisine genel bakış açınız ne şekilde ?

M.H : Öncelikle şunu belirtelim, Korona (Corona)  virüsü var ve nerdeyse 100 yıldır aramızda. Bugünkü ismini de 1960’lı  yıllarda aldı. Neden böyle bir cevapla başladım? Malum Corona ile birlikte dünyanın nerdeyse tamamında diktatöryel bir yönetim biçimine geçtik. Muhalif ses çıkaran herkes ya komplocu ya da halk düşmanı ilan ediliyor. Muhaliflerin ana medya akımlarında yer bulma şansı nerdeyse sıfır.

Gelelim pandemiye. Bilimsel ve de yayılımsal biçimi ve bulaştırma hızıyla buna pandemi demek pek içimden gelmiyor. Hamburg’ta her çeyrekte yaklaşık 4 bin kişiyi üç ayrı bölgede tedavi eden bir muayene sahibi olarak bu pandemiyi gördüğümüzü söyleyemeyiz. Bizim için soru şu: Her yıl olandan farklı bir gidişat söz konusu mu? 25 yıllık hekimlik hayatıma bakarsak herhangi bir olağanüstülük gördüğümü söyleyemem. Bu kadar korkutucu bir pandemide biz hasta peşinde değil de hastaların bizim peşimizden koşmasını beklerdik.

GRİP NEDENİYLE 25 BİN İNSAN ÖLÜRKEN !..

* Koronavirüs ile, yılın bazı bölümlerinde kendini gösteren Grip ölümlerine bakıldığında, sayısal olarak aralarında çok büyük fartlılıklar görülüyor mu sizce ? Açıklanan Korona ölüm vakaları abartılı rakamlar mı ?

M. H : Coronaya bağlı ölüm konusu biraz muamma. Öncelikle belirtmemiz gereken, bizler coronadan önce de ölümlüydük, yani faniliğimiz coronayla başlamadı. Tüm siyasetçilerin, medyanın ve sözüm ona DSÖ’nün şişirmelerine rağmen ölüm oranlarında abartılacak herhangi bir sayıyı gördüğümüzü söyleyemeyiz. 1917/18 sezonuyla kıyaslarsak ölüm oranlarının hayli geride kaldığını söyleyebiliriz. 2017/18 sezonu, dikkat ederseniz sezonu diyorum, çünkü coronaya kadar herşey sezonluk hesaplanırken, corona için kumulativ (toplamsal)  bir yol seçildi, 25.000 insan sadece bir sezonda Almanya’da griple bağlantılı olarak hayatını kaybetti.

Coronada ikinci sezona başladığımız halde, henüz  2017/18 sezonunun yarısına bile ulaşamadık. Sanırsam coronadan ölmekle, coronalı ölmeyi birbirine karıştırıyoruz. Corona başladığından bu yana diğer tüm ölüm nedenlerini bir kenara bıraktık. Nerdeyse ölen her bireyi coronaya bağlama alışkanlığını edindik. Tüm bu abartılı rakamlara rağmen hâlâ normalin dışında bir gidişat tespit etmek mümkün değil. Eğer coronadan ölümler söylenilen düzeyde olsaydı, kapitalizm hepsine otopsi yapmaktan kaçınmazdı. İnsanın saklayacak birşeyi yoksa göğsünü gere gere orta yere sererdi. Karari size ve okuyuculara bırakıyorum.

AŞI İÇİN 10 YILLIK DENEY SÜRESİ GEREKİR

* Almanya’da PioNTech şirketinin CEO’su Prof. Dr. Uğur Şahin ile Dr. Özlem Tereci’nin buluşu olan Korona Aşısı bir anda dünyanın gündemine oturdu. Ancak, “Koronanın başını ezen ilaç” olarak lanse edilen bu aşının tatbik tarihi konusunda çeşitli tarihler ortada dolanıp duruyor.  Ayrıca da  ABD ve Türkiye gibi bazı ülkelerle siparişler için görüşmeler yapıldığı yönündeki haberler de medyaya yansıyor. Bu aşının gerçekten de Korona için önleyici olabileceğine inanıyor musunuz ? Sizce bu aşı olayının arkasında neler var ?

M. H : Tabii gönül ister ki başarılı bir aşı bulunsun ve insanlar corona ve benzeri virüslerden korunsun. Gelelim bulunan aşıya. Bilim tecrübelerden ve bilimsel çalışmaların bütünlüğünden oluşur. Aşı 6 ay gibi kısa bir sürede üretildi ve önümüzdeki ay itibarıyla dağıtımına başlanacak, en azından böyle söyleniyor. Tecrübelerimiz ve bilim bu tür gen tekniğine dayalı aşı ya da ilaçların bulunup piyasaya sürülmesi için ortalama 10 yıllık bir süreç gerektiriyor. Çünkü ilaçların bir kısa birde uzun vadeli yan etkileri vardır. Yeterince denek uzerinde denenmesi gerekir. Yapılan açıklamada %90 başarıdan söz ediliyor. Kimler üzerinde denendi, yaşları, hastaliklari, cinsiyetleri, kronik hastalığı vs. vs.? Tüm bunlarin detayları açıklanmadı. Uzun vadeli yan etkilerini bilmemiz mümkün değil. Kısa vadeli yan etkiler konusunda da bilgi verilmedi.

Yapılan ilk açıklama ile Aralık ayında resmi test ve onay başvurusu yapılacağı belirtilirken, bir anda Aralık ayında dağıtımından bahseder olduk. Bunlar size çelişkili gelmiyorsa diyecek bir sözümüz yok ve özellikle rüştünü ispatlayan ilaçları bile yazmak için devletin bizden onlarca takla atmamızı beklediği bir dönemde.

Vaka sayılarının hızla artması, korkunun yanısıra, beraberinde hafif atlatanların sayısını da arttırmakta. Bunların sayısının çoğalması, hastalığın tehlikeli olmadığına inananların sayısını artırır mı? Siyasetçiler ve rantçılar bu korkuyla aslında var olan bir aşıyı piyasaya sürmüş olamaz mı? Bir anda 4-5 firma aşı geliştirdiğini ve üretime hazır olduklarını deklare ettiler. Tüm bunlar tesadüf mü? Yine de tüm dileğim tabii ki aşının başarılı olması.

SIKI KORUNMA TEDBİRLERİNE RAĞMEN!.. 

* Sayın Doktor, soğuklar başladı, kış geliyor. Korona korkusu ve yasaklar yüzünden evlerine kapanmış insanlarımıza önleyici, koruyucu tedbirler kapsamında maske, sağlıklı beslenme, ilaç, açık havada spor ve yürüyüşler ile mesafeli duruş gibi etkenler bazı uzmanlarca tavsiye ediliyor. Ne dersiniz ?

M.H:  Korunma ve koruma konusu sadece coronada değil, her zaman her hastalığa ve virüse karşı, daha doğrusu sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmezlerimizin en başında olmalı. Burada bir daha değinmek isterim, sosyal mesafe doğru bir terim değil, doğrusu fiziksel mesafedir. Bizleri asosyalleştirmelerine izin vermememiz gerekir. Bakın email üzeri bile olsa sizinle sosyal bir ortam yaratabiliyoruz. Bizlere dayatılan insanlık duygularınızı bir kenara bırakarak, zorlamasına karşı koymalıyız.

Maske ve önlemler konusuna gelince.. Ben size bir soruyla karşılık vereyim. Nerdeyse bu saçma ve bilimden uzak tedbirler 7-8 aydır hayatımızda ve  siz bunun bir başarısını gördünüz mü? IQ’su 1500’ün uzerinde olan bir virüsle karşı karşıyayız. Irk, renk, coğrafya, sınır ve hatta sokak ve ev ayrımı bile yapabiliyor.

* 93.0 FSK “Freies Sender Kombinat”  üzerinden  sürdürmekte olduğunuz Radyo yayını hakkında  bir açıklama yapar mısınız ? (Yayın gün ve saatleri vs.)

M.H : Öncelikle belirtmek isterim ki, ben bir radyocu değilim, hobi olarak elimden geldiğince ayda 6 defa fsk 93.0 fm’ de her çarşamba 10 – 12.00 arasi, her iki Pazar da bir saat 09-11.00 arasi canlı yayında doğruları insanlara elimden geldiğince ulaştırmaya çalışıyorum.

* Bu söyleşiye eklemek istedğiniz noktalar var mı acaba ?

M: H. : Bana bu imkanı sağlayıp ve değer verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Tüm okuyucularımızı karşı fikirlere önyargısız yaklaşmaya davet ediyorum. Okusunlar, yine güvendiklerine ya da inanmak istediklerine inansınlar. Herkese sağlıklı günler dilerim.

                                 ***

Dr. MUSTAFA HAVUÇ’U (Kendi kaleminden) TANIYALIM:

“Bir karakışın ortasında köylülerin hesabıyla hamsinin kavağa çıktığı bir gün, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı, 21.yy’da hâlâ yolu yolağı olmayan, telefon tekniğinden uzak, iktidarların pek haberi olmadığı Örenli köyünde dünyaya gelmişim.

Katliam artığı olarak ülkenin çeşitli şehirlerinde yaşayıp İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni 1995 yılında bitirdikten bir yıl sonra yine zorunlu olarak 1996 yılında memleketi terkedip, Almanya’nın Hamburg kentine geldim. O gün bu gündür bu şehirde hasbelkader yaşıyoruz.

Kendimi nasıl hissettiğim konusuna gelince.. Alman vatandaşlığına rağmen kendimi bu ülkede yabancı hissediyorum. Sadece Almanya’da değil, Avrupa’daki tüm sınır kapılarında da. Resmi dairelerde nerdeyse avukatsız hiç bir işlemi yapamama durumundayız. Yani kısacası Alman vatandaşlığının serbest dolaşım dışında hiç bir faydasını görmedik.”

                                  ***

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: