Hanau Katliamı’nın yıl dönümü: Almanya‘dan özeleştiri!

Bir yıl önce Almanya‘nın Hanau kentinde yaşanan, katliamın birinci yıl dönümünde düzenlenen anma törenine katılan Cumhurbaşkanı Steienmeier, devletin herkese verdiği koruma sözünü yerine getirmediğini belirterek, bundan üzüntü duyduğunu söyledi.

Almanya‘nın Hanau kentinde bir yıl önce yaşanan ırkçı katliamda yaşamını yitiren gençler için düzenlenen devlet töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, “devletin verdiği sözü yerine getirmediği için üzüntü duyduğu“nu söylerek, ölenlerin aileleri ve kamuoyu karşısında özeleştiride bulundu.

Steienmeier, aynı zamanda çeşitli kanallardan naklen yayınlanan konuşmasında devlete olan güvenin yeniden kazanılabilmesi için saldırıyla ilgili tüm soruların aydınlatılması gerektiğini vurguladı.

Steienmeier, “Beni buraya getiren, devletimizin burada barış içinde bir arada yaşayan herkese verdiği koruma, güvenlik ve özgürlük sözünü sizin yakınlarınıza karşı yerine getiremediği için duyduğum derin üzüntü duygusudur” dedi.

Geçtiğimiz yıl 19 Şubat akşamı bir sağcı teröristin Hanau‘nun iki semtinde gerçekleştirdiği saldırılarda yaşamını yitiren dördü Türkiye, diğerleri de Bosna, Bulgaristan, Polonya, Romanya ve Afganistan kökenli dokuz genç, çeşitli sivil toplum girişimlerinin gün boyunca düzenlediği çeşitli etkinlikler ve devlet töreniyle anıldılar.

Etkinlikler, öldürülen gençlerden üçünün toprağa verildiği Hanau Merkez Mezarlığı‘ndaki başladı. Mezarlığın bu bölümünün mevcut üç mezarın yanına, başka yerlerde toprağa verilen diğer altı genci temsilen isimleri plaketleri yerleştirilerek bir “anıt mezar“a dönüştürülmesi kararlaştırılmıştı.

EYLEMLER GÜN BOYUNCA SÜRDÜ

Katliamın yaşandığı yerlerde düzenlenen anma toplantıları, kent meydanında gerçekleşen miting ve yürüyüşlerle devam etti. Irkçı teröristin hedef aldığı kafe, bar ve büfelerin bulunduğu cadde ve sokakların isimleri sembolik olarak değiştirildi, buralardaki tabelalara geçici bir süre için öldürülen gençlerin isimleri yapıştırıldı.

Sendikalar tarafından birçok işyerinde ırkçılığa karşı etkinlikler ve kurbanlar için saygı duruşu gerçekleştirildi. Okullar ve kreşlerde, çocukların yaşlarına uygun biçimlerde katliam anlatıldı. Kentteki tüm spor kulüpleri ırkçılığa karşı ortak aksiyonlar başlattı. İşverenler çeşitli mecralardaki ortak ilanlarıyla ırkçılığa karşı mesajlarını yayınladılar. Kiliseler, camiler ve diğer ibadet mekanlarında ölenler için dualar okundu. Hanau Büyükşehir Belediyesi‘nin hazırlattığı bir dijital anıt (www.hanau-steht-zusammen.de / Hanau Birlikte Ayakta Duruyor) yayına girdi.

Anma eylemleri gece geç saatlere kadar sürdü, katliamın gerçekleştiği saatlerde kentin birçok yeri yaşamını yitiren gençler için yakılmış binlerce mumla aydınlandı. Anma etkinlikleri bugün de devam ediyor.

50 KİŞİYLE DEVLET TÖRENİ

Almanya‘nın birçok yerinde ve Hanau kent içinde katliam kurbanlarını anma ve ırkçılığı lanetleme amaçlı etkinlikler gerçekleştirilirken, Hanau Sarayı Kongre Merkezi‘nde de devlet töreni yapıldı.

Koronavirüsü salgını önlemleri nedeniyle katılımın 50 kişiyle sınırlı tutulduğu ve büyük güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen törene, öldürülen gençlerin aileleri ve yakınlarıyla, Federal Almanya devletinin, Hanau‘nun bağlı olduğu Hessen eyaletinin ve kentin temsilcileri katıldı.

Törende Türkiye, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, TBMM Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Komisyonu Başkanı Zafer Sırakaya ile Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın ve Frankfurt Başkonsolosu Erdem Tunçer’in katılımıyla temsil edildi. Töreni çok az sayıda gazeteci izledi.

Hanau‘nun “Onursal Vatandaşı”, eski milli futbolcu Rudi Völler‘in, kentin tarihi kişiliklerinden Wilhelm Grimm‘in sözleriyle ve öldürülen gençler anısına bir mum yakmasıyla başlayan anma töreni yaklaşık bir saat sürdü.

AİLERDEN AĞIR ELEŞTİRİ VE TALEPLER

Hanau Büyükşehir Belediye Başkanı Claus Kaminsky ve Hessen Eyalet Başbakanı Volker Bouffier’in öldürülen gençlerin isimlerini birer birer okumasıyla devam tören, kentteki tüm çanlarının çalınmasıyla tamamlandı.

Törende yaşamını yitiren gençlerin anne ve babaları, kardeşlerinin mesajlarını, yetkililere yönelik eleştirileri ve taleplerini dile getirdikleri bir film gösterildi. Aileler, katliamı gerçekleştiren ırkçı teröristin ruhsal sorunlarının ve internetteki aşırı sağ içerikli yayınlarının bilinmesine rağmen, silah ruhsatı alabilmesi, olay gecesi “polis ihbar hattı”nın devre dışı olması gibi konuları dile getirip, olayın tamamen aydınlatılmasını, bu süreçte görevli yetkililerden hesap sorulmasını ve hataların açıkça kabul etmesini istediler.

Daha sonra tüm acılı aileler adına söz alan Armin Kurtoviç, konuşmasında eleştirileri yineledi. Olayda 22 yaşındaki oğlu Hamza Kurtoviç‘i yitiren acılı baba, Cumhurbaşkanı Steinmeier ve Belediye Başkanı Kaminsky‘yle, çeşitli bakan ve politikacılara, katliamdan sonra kurulan “19 Şubat İnsiyatifi” gibi oluşumlara, olayları yakından takip eden gazetecilere teşekkür ederken, Hessen Eyaleti Başbakanı Bouffier ve bakanlarının adlarını bile ağzına almadı.

19 Şubat öncesi ve sonrasında, katliam sırasında yaşanan aksaklıklara, hatalara, ihmallere ve görev ihlallerine işaret eden Kurtoviç, “Bir yıldır sorularımıza yanıt alamıyoruz. Başvurularımız geri çevriliyor. Sorularımızın yanıtlarını kendi çabalarımızla bulmaya çalışıyoruz” dedi.

Ailelerin eleştirip, aydınlatılmasını istediği konuların büyük kısmı Hessen eyalet hükümetinin görev alanına giriyor. Aileler bu nedenle Hessen Eyalet İçişleri Bakanı‘na istifa çağrısında bulunmuşlar, kısa bir süre önce de Belediye Başkanı Kaminsky de bakanı eleştirerek, istifasını istemişti.

Konuşmasında medyada konuyla ilgili yayınlarda kullanılan dile ilişken eleştiride de bulunan acılı baba, “Irkçılıkla mücadelede ‚kullanılan dil‘in ne kadar etkili olabileceğini kavramalıyız. Özellikle haber yayınlarında. Aşırı sağcı şiddetle ilgili haberlerde ‚yabancılar‘ ve ‚yabancılara karşı düşmanlık‘ gibi ifadeler kullanıldığında, otomatikman toplum ‚biz ve diğerleri‘ olarak bölünüyor. Bu bölünmeye karşı çıkmalıyız. Bizim çocuklarımız ‚yabancı‘ değildi. Onlar bizlerin sevimli, iyiliksever çocukları, kardeşleri, anneleri, babaları ve arkadaşlarıydı. Onlar bu ülkenin aramızdan koparılan yurttaşlarıydı” diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI’NDAN BİRLİK ÇAĞRISI

Törenin onur konuğu Cumhurbaşkanı Steienmeier, konuşmasına “Hanau‘da yaşanan 19 Şubat 1920 günü hafızalaramıza kazındı. Bu vahşi cinayetlerden bir yıl sonra korkunç olayları ve de özellikle kurbanları anmak, adlarını telafuz etmek, hatırlamak ve unutmamak için bugün bir araya geldik“ diyerek başladı.

Katliamın duyulmasından itibaren bunun bir „ırkçı terör eylemi“ olduğunu açıkça vurgulayan, ilk günden itibaren bizzat Hanau‘ya gelip, ırkçılık karşıtı etkinliklere katılan, öldürülenlerin aileleriyle hem burada, hem de Berlin‘e davet edip, Cumhurbaşkanlığı Sarayı‘nda görüşen Steienmeier, kent yönetimi ve sivil toplum girişimlerinin „birlikte yaşam“ yolundaki çabalarına teşekkür etti.

Steinmeier konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Olanların telafi edilmesi mümkün değil. Ancak tüm bu küçük çabalar belki de kentimize, hepimizin vatanı olan ve olmaya devam edecek bu ülkeye duyulan güvenin yeniden sağlanmasını sağlayabilir. Ancak atılan tüm olumlu adımlara rağmen devletin önlemlerinin eleştirilerin ve sorgulamaların hedefi olduğunu ve olmaya devam edeceğini biliyorum. Cumhurbaşkanı olarak bütün bu sorulara yanıtları bulduğum için burada değilim. Beni buraya getiren, devletimizin burada barış içinde bir arada yaşayan herkese verdiği koruma, güvenlik ve özgürlük sözünü sizin yakınlarınıza karşı yerine getiremediği için duyduğum derin üzüntü duygusudur.”

Bu durumun devlete olan güveni sarstığını belirten Steimeier, şöyle devam etti:

“Biz buna kayıtsız kalamayız. Çünkü devletin güvene ihtiyacı var. Yargının ve polisin güvene ihtiyacı var. Polislerin özellikle çok zor koşullara dayanmaları ve altında kalkmaları gereken zorluklar pek fark edilmiyor, takdir edilmiyor. Ancak devlet ve devlet içinde sorumluluk taşıyanlar hiçbir yerde ve Almanya‘da da hatasız değildir. Hatalar ya da yanlış değerlendirmeler yapıldığında bunlar araştırılmalı ve düzeltilmelidir. Aydınlatmak ve açıklığa kavuşturmak hiç kimsenin kişisel takdirine kalmış değildir. Devletimizin kamuoyuna ve özellikle ailelere karşı yükümlülüğüdür. Sadece bu yükümlülük yerine getirildiği ve yanıtsız kalan sorular yanıtlandığı ölçüde kaybedilen güven yeniden kazanılabilir. Bunun için bu konuda çok çaba harcamalıyız. Burada devletin olduğu kadar hepimizinin sorumluluğu vardır.”

Almanya‘daki insanların büyük çoğunluğunun “barış içinde bir arada yaşamayı savunan, her türlü dışlamayı reddedenlerden“ olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı, sözlerini şöyle noktaladı:

“Cumhurbaşkanı olarak buradayım ve sizden bir ricam var. Bu kötü eylemin bizi bölmesine izin vermeyin. Aramızdaki kötü ruhları, nefreti, aşağılamayı, umursamazlığı görmezden gelmeyelim. Ama ülkemizin iyi ruhuna ve ortak birliğimizi gerçekleştirecek güce inanalım!”

HANAU: MASALLARIN VE KATLİAMIN KENTİ

Frankfurt yakınlarındaki Hanau, yaklaşık 100 bin nüfusuyla Almanya‘nın Hessen eyaletinin 6‘ncı büyük kenti. Türkiye kökenli göçmenlerin nüfusu 10 binin üzerinde olan Hanau, 150 ulustan insanların yaşadığı ve katliama kadar “çok kültürlülüğüyle” övünen bir kent idi. Hanau, Alman masallarını tüm dünyaya tanıtan Grimm Kardeşler, Jacob ve Wilhelm Grimm‘in ve Hitler döneminde Almanya‘da çalışmasına engel olunan, bunun üzerine Türkiye‘ye giden ve Ankara Konservatuvarı‘nın kuruluşana katılan ünlü besteci Paul Hindemith‘in doğum yeri. Bu nedenle “Grimm Kardeşler Şehri“ ve “Paul Hindemith Şehri” sıfatlarını taşıyor. Hanau, 2013 yılında bu yana Türkiye‘de Bursa‘nın Nilüfer ilçesinin “kardeş şehri.”

BİR BÖLÜMÜ HANAU‘DA DOĞDU

Hanau‘da tam bir yıl önce yaşanan katliamda yaşları 21-33 arasındaki göçmen kökenli 9 genç, ırkçı bir saldırgan tarafından, yakın mesafeden kurşunlanarak öldürüldü. Olayda altı kişiyi de yaralayan saldırgan, daha sonra evinde ağır hasta olduğu açıklanan annesini öldürdükten sonra intihar etmişti. Katil, tüm cinayetleri kimi açıklamalar göre 5 dakika 6 saniyede, kimi açıklamalara göre ise 12 dakikada gerçekleştirdi.

Bir bölümü Hanau doğumlu, bir bölümü Almanya vatandaşı kurbanların isimleri şöyle:

Sedat Gürbüz (30), Kaloyan Velkow (33, Bulgaristan kökenli, bir çocuk babası), Fatih Saraçoğlu (34), Vili Viorel Paun (23, Romanya kökenli), Ferhat Unvar (23), Mercedes Kierpacz (35 – Polonya kökenli, iki çocuk annesi), Gökhan Gültekin (37), Hamza Kurtoviç (22, Bosna kökenli), Said Nesar Hashemi (21, Afganistan kökenli).

HABER : BİRGÜN / GÜRSEL KÖKSAL / HANAU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: