Göstere göstere 12 Eylül

Mehmet ATAK

40 yıl önce, talihin bir cilvesi olarak Başbakan Süleyman Demirelin önerisiyle Genel Kurmay Başkanı olan Orgeneral Kenan Evren ve Kuvvet Komutanları’nın gerçekleştirdiği 12 Eylül askeri darbesinin artık izi bile kalmadı ama özellikle tutuklamalar, mahkemeler ile sol ve ülkücü camiadan idamlar sebebiyle yüreklerdeki acısı her 12 Eylül’de hep tazeleniyor. 

Aylarca sonuç alınamayan Cumhurbaşkanı seçimi, yamalı Hükümetler dönemi, ülkede durmadan akan kan, İllerde Sıkı Yönetim uygulaması  gibi askeri darbelere zemin hazırlayan etkenler sonucunda gerçekleştirilen 12 Eylül’ün ABD destekli olduğu konusu yıllarca yazılıp çizildi.

SIKI YÖNETİM KOMUTANLIKLARI ZEMİN HAZIRLARSA!..

12 Eylül öncesindeki Süleyman Süleyman Demirel hükümetinde İçişleri Bakanı olan Orhan Eren, yıllar sonra bir gazeteye verdiği röportajda şu acı gerçeği gözler önüne koyuyordu:

” Ülkemizde terör estiren grup mensuplarını polis yakalayıp, dosyasını da teferruatlı olarak  tanzim ederek illerdeki  Sıkı Yönetim Komutanlıklarına teslim ediyor, o kişiler ertesi gün serbest bırakılıyordu. Böylece terörün artmasına fırsat verilerek, ordunun idareye el koymasına zemin hazırlanıyordu !..” 

SÜRGÜN LİDERLER ve NECMETTİN ERBAKAN’IN KONFERANSI

Tm siyasi partiler kapatılmış, TBMM feshedilmişti. 12 Eylül Darbesi’den hemen sonra liderler ve parti yetkilileri Çanakkale’ye sürgüne gönderildiler. Demirel’in uğurlama esnasında yakınlarına söylediği “Allah sizleri doğru yoldan ayırmasın” sözü, siyasi bir mesaj olarak algılanıp, daha sonraları  “Doğruyol Partisi” kurulmuştu. 

Ekim ayında Necmettin Erbakan “Konya’daki Kudüs Mitingi” de vesile edilerek tutuklanıp Mamak Muhabere Okulu’nda 10 ay kadar tutuklu kaldı ve daha sonra beraat etti. “Milli Savaş Malzemeleri üretimi” konusundaki söylemleri Mamak’taki subaylar arasında büyük ilgi gören Erbakan’ın, talep üzerine, yemekhanede  400 subaya bu konuda bir konferans verdiği ve bir kısım subayın duygulanarak gözyaşlarına hakim olamadığı haberi gazetelere yansımıştı.

Bilindiği gibi Erbakan, 28 Şubat günlerinde Başbakanlık görevinde idi. 

12 Eylü sonrasında tutuklanan ülkücü kanadın lideri ve Başbakan Yardımcısı Alparslan Türkeş ise, tam 4,5 yıl tutuklu kalmış ve 1987 yılındaki Referandum sonucunu takiben serbest bırakılmıştı.

ALLAH SİZİ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN

12 Eylül’den sonra hazılanan yeni bir Anayasa ile birlikte Cumhurbaşkanı olarak seçilip, Turgut Özal ve Yıldırım Akbulut dönemlerini kapsayan zaman diliminde 7 yıl görev yapan Kenan Evren, siyasi yasak getirdiği parti liderleri için “Onlar tencereyi kirlettiler. Artık siyasete dönemezler” demişti.

Ama, Özal zamanında yapılan siyasi yasaklar konusundaki Referandumdan kıl payı farkla “Evet” kararı çıkınca, Süleyman Demirel, CHP ile koalisyon hükümeti kurarak, ülkede ılımlı bir hava estirmişti. Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde verilen bir resepsiyona katılan eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in, Demirel‘in elini hararetle sıkarak “Allah sizi başımızdan eksik etmesin” demesi, ertesi günün tüm gazetelerinde manşet olmuştu. 

Yani, nereden nereye !…

İşte 12 Eylül’den aklımızda kalan notlar bunlardı.

Göstere göstere 12 Eylül” için 2 yorum

  1. Çok güzel analiz etmişsiniz
    Bu günleri tekrar yaşamak içinmi Tayyip Erdoğan ‘a karşısınız,.
    Neden Erdoğan ‘ın Türkiye için yaptıklarını yazma cesaretini gösteremezsiniz.
    Ama Türkiye devletinin ajan dedigi kişileri över ve onları desteklersiniz anlamak mümkün deyildir.

  2. Sayın Kulaksız.. Ben 12 Eylül hakkında şahsi düşüncelerimi yazdım ve belki özellikle gurbetçilerimizce pek bilinmeyen türden bazı noktalara değindim. Analizimi beğendiğiniz için teşekkür ederim.
    Fakat..
    Yazınızın devamında da, 12 Eylül’le yakından uzaktan ilgisi olmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan konusunu gündeme getirmekle birlikte, “Güzel” dediğiniz yazım için kafa karışıklığı yaratmanın bir anlamı var mı ?
    1960 yılı 27 Mayıs İhtilali’nden bu yana sayısız Cumhurbaşkanı ve Başbakanlar ile yamalı hükümetler dönemleri ve12 Mart ile 12 Eylül Darbesi gibi tarihsel gelişimleri yaşayan biri olarak, acı tatlı tecrübeler ışığında yazdığım haberlerde objektif olma prensibim hep ön plandadır.
    Yurt dışında yaşayanların, geçmişteki Başbakan ve Cumhurbaşkanları ile mukayese edildiğinde, özellikle bazı söylemleri sebebiyle Sayın Erdoğan’a karşı kişisel tepki içinde olmaları gayet doğaldır.
    Benim kaleme aldığım haberlerde böyle bir karşıtlık olduğunu düşünmüyorum. Nitekim, Cumhurbaşkanlığ Maaşı konu edildiğinde, bazı yabancı futbolcuların kendisinin maaşının 38 katı para kazandıklarını rakamlarla ortaya koydum. Bu yazım, ne yazık ki geçen yıl çökertilen sitemizle birlikte silindi. Böyle olmakla birlikte, eğriye eğri, doğruya doğru türden bir prensip edindiğimi belirtmek isterim. Saygılar..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: