UEFA’DAN 2 YAPRAK DÜŞTÜ

UEFA Avrupa Ligi 3. Eleme Turu’nda adeta “yaprak dökümü” yaşandı. Beşiktaş İstanbul’da penaltılarla 4-2, Alanyaspor ise Norveç’te 1-0 yenilerek UEFA Ligi’ne veda etti. Tek tesellimiz ise Hajduk Split’i 2-0 yenerek Play-off maçlarına kalan Galatasaray oldu.

Hakan ORTATEPE, G.Saray, BJK ve Alanyaspor’un dün geceki karşılaşmalarını yine nefis bir anlatımla yorumladı:

MEHTER MARŞI TERSİNE DÖNDÜ   

Üç takımla çıktığımız UEFA Avrupa Ligi yolculuğunda ne yazık ki sadece bir takımımızla, Galatasaray’la devam edeceğiz.
Diğer iki takımımız Beşiktaş ve Alanyaspor “bizden bu kadar” dediler. Yani başka bir deyimle “2 ileri 1 geri” sistemli Mehter Marşı dün gece “Bir ileri, iki geri” şekline dönüştü. 

GALATASARAY TURU GEÇTİ AMA AKLI FENER DERBİSİNDE

Kadrolar açıklandığında, yaptığı tercihlerden Fatih Hoca’nın aklının, aslında hafta sonu Fenerbahçe ile oynayacakları derbi maçında olduğunu, o maçı sanki daha çok önemsediğini ve bu nedenle de böyle değişik bir kadro ile çıktığını düşündük.
 
Sahaya çıkan futbolcular, rakip Hajduk Split ile aynı seviyede futbol onadılar, taa ki Belhanda girene kadar. Belhanda girdikten sonra oyunun şekli değişti, ve Galatasaray’ın daha üst düzey bir takım olduğu görüldü. Öte yandan, Marcao ve Taylan gün geçtikçe daha da form tutuyorlar. Feghouli, Babel ve Diagne’nin performanslarında da gözle görülür bir değişim var. Ilk ön eleme turunda Bakü’de oynamayan Falcao, bu maçta da yoktu ve henüz sahne almadı Avrupa’da.
 
Emre Taşdemir’in de, yaptığı asistle ortaya koyduğu farkı da, aslında Saracciye borçlu olduğunu da söylemeden geçemeyeceğiz. Rekabet oldukça yaramış kendisine. Daha henüz Muslera kadar güven vermese de, kalede Fatih de iyi işler yapmaya devam ediyor.

Geniş bir kadroya ve kaliteli ayaklara sahip olması, üstelik tüm bu oyuncuların hazır olması, tabii ki işini kolaylaştırıyor Fatih Terim’in, ama asıl maharet, bu kaliteli ayakları takım haline getirip, birlikte ve müspet futbol oynatabilmekte. Bir sonraki Play-off turunda başarılar Galatasaray. Bu defa da rakip İskoçya’nın güçlü ekibi  Glasgow Rangers.

 AH BEŞİKTAŞ AH !..

Geçen sezon Süper Lig’in son 8 maçında atağa kalkarak, Başakşehir’in ardından Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkını elde edip, daha ilk maçta elenen Beşiktaş, statü gereği kaldığı UEFA Ligi’nde de Portekiz ekibi Rio Ave’ye karşı, penaltı atışları sonucu Avrupa’ya veda etti

Aslında futbolumuz icin hep arzuladığımız ve olmasını istediğimiz gibi, gençleriyle başladı Beşiktaş karşılaşmaya ve Güven’in attığı golle de öne geçti. Hepimiz sevindik “bakın, demek ki oluyormuş” dedik. Hatta ikinci pozisyonda kalecinin üstüne vurmasa Güven, maç 2-0 olacak, sevincimiz de ikiye katlanacaktı. Ancak maçın ikinci yarısında farklı şeyler oldu ve rakip ataklarına karşılık veremedi Beşiktaş. Akabinde oyunun gidişatı ile yapılan değişikliklerle de maçı kaybetti.  

Larin, hiç bir katki yapmadı. Mensah, ”işte ben bu yüzden Avrupa’da oynayamıyorum” diye haykırıp, üstelik te son dakikada iki pozisyonu harcadı. Bunlara artık şaşırmıyoruz. Esasen anlamadığımız nokta, Güven gibi genç futbolcular forma şansı buluyorlar ama neden bu şansı değerlendirmek için ekstra bir çaba harcamıyor ve mücadele etmiyorlar, attığı gol ve kaçırdığı pozisyon dışında Dorukhan’a attığı pas var, sonrasında ne bir baskı yaptı, ne de farklı bir iş.

Diğer tarafta takımın lideri olması beklenen ve oyunu organize etmesi gereken Oğuzhan, bir çok pozisyonda rakiplerine sadece eşlik etti ve pozisyonları seyretti. 

Necip te yine asist yaptı  ama hem Oğuzhan, hem de Necip, maçın son uzatma devresinde  “yeter artık, bitsede gitsek” modundaydılar. Sanki hiç antrenman yapmıyorlarmış gibi kondisyonları yeterli değil ve adeta bitip tükenmiş bir görüntü icindeydiler. 

Gökhan Töre oyuna girdikten sonra en çok katkıyı yapan tek isim olarak göründü..  Bunu attığı penaltı ile de pekiştirdi ama Boyd`un yaptıgını yapmadığı icin de golü yedi Besiktaş. Bu arada daha önceki değişikliklerde hatalı olan kenar yönetiminin, Lens- Ajdin Hasij değişikliğini de 110. dakikada yapması ve neden bu değişikliği daha önce yapmadığı da anlaşılır gibi değil. 

 Penaltı atışları ise  tam bir fiyasko idi.  Başta korkudan kimse penaltı atmak istemiyor havası mevcuttu.Sonrasında da atanlardan, Welinton ve Larin, penaltıyı atmaya gelirken, yüzlerindeki endişe ve vücut dillerindeki kendilerinden emin olamama, kameranın yakın çekimlerinde apaçık belli oluyordu.  “Ben bu penaltıyı atamayacağım” diye bas bas bağırıyorlardı ve nitekim de atamadılar. Sonuç Beşiktaş için Şampiyonlar Ligi ön elemesi ile başlayan yeni Avrupa macerası, UEFA Avrupa Liginde ve üstelik daha ikinci maçta yine  hüsran ile son buldu. Eğer ligde de bir kaç başarısız sonuç alırsa Beşiktaş ve eğer kendi bırakmazsa Sergen Hoca’ya biraz daha kredi tanır camia ama Başkan ve yönetim için istifa sesleri yükselmeye başlar.

 ALANYASPOR DAHA İLK MAÇINDA ELENDİ

Avrupa’da ilk defa Norveç’te Rosenburg‘un karşısında sahaya çıkan Alanyaspor için de çok klasik olacak belki ama, “aslında fena oynamadı, tecrübesizliğinin kurbanı oldu” diyebiliriz. Oyunu çok yönlü anlatmaya gerek yok, Bakasetas iyi bir futbolcu ve daha cok iş yapacak gibi görüntü verdi.  Bu şekilde Avrupa’da oynayan takımlarımızın durumunu en iyi anlatan örnek, maçı anlatan spikerin söyledikleriydi. 
Dakika 59, gol atıyor Rosenborg ve Alanya oyuna tekrar başlıyor. Maçı anlatan spiker “60. dakikaya girdik, 30 dakika var daha maçın bitimine ve hâlâ umudumuz var” diyor.

Peki, neden her maçta “bizim umudumuz” oluyor da “kazanan taraf hep onlar?”
Neden her maçta “biz bir şeyler öğreniyoruz” ve “öğreten hep Avrupalı rakiplerimiz?

Varın cevabını siz bulun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: