Hamburg’da Sıradışı Bir Koro Şefi: Nurcan Başpınar

Hamburg’un sevilen Türk Müziği Korosu Meneksche‘nin kurucusu ve dernek başkanı Güngör Yılmaz ile, koronun yeni yönetmeni Nurcan Başpınar’la Steindamm caddesindeki ‘Backlava’ pastanesinde görüşerek, detaylı bir söyleşi yaptık. Görüşmemizde gazeteci Yaşar Yıldırım da hazır bulundu.

Röportaj: Mehmet Atak / Fotoğraflar: Yaşar Yıldırım (Gazetem.eu/ LİMAN)

10 yıllık SPD milletvekilliği döneminden önce kurmuş olduğu Meneksche e. V. derneği adı altında faaliyet gösteren Meneksche Korosu’yla ve uzun yıllar yayınladığı “Etkinlik Takvimi”yle topluma önemli sosyal hizmetler vermiş olan Güngör Yılmaz ile çekirdekten yetişme bir müzik hocası ve ses sanatçısı olarak ün yapan Meneksche Korosu’nun yeni yöneticisi Nurcan Başpınar’la söyleşi için Backlava pastanesinde buluştuk. Yan masalardan birinde arkadaşlarıyla görüşmekte olan Hamburg Beşiktaşlılar Birliği Başkanı Ertaş Akçelik’le selamlaştıktan sonra, söyleşimize geçmeden önce Backlava firmasının meşhur mercimek ve tavuk çorbalarının tadına bakıldı ve beğenildi.

MÜZİK RUHUN GIDASIDIR

Bir yanda 40 yıldır STK faaliyetlerinin içinde olan, 10 yıllık milletvekilliği döneminde bir yığın etkinlikle insanlara hizmet vermiş olan ve “Bizde durmak diye bir kavram yok” diyen, Trabzon kökenli hizmet aşığı bir insan Güngör Yılmaz…

Öte yanda ise, okullu bir müzik insanı ve yönetmen olarak ayak bastığı Hamburg’da, kendisinin aynı zamanda bir şarkı deposu olmasının verdiği avantajla koro elemanlarına kısa zamanda müzik ruhunu aşılayıp, şarkı ve uzman bir Beden Eğitimi Öğretmeni gibi türkülerde vücut dili ve coşkuyu ortaya konulma gereğini kavratan Nurcan Başpınar… İstanbul-Üsküdar doğumlu ama köken olarak Romanya’nın Karadeniz kıyısındaki sahil şehri Dobrucalı… Kısacası 2 Karadeniz insanı ile röportaj yapmak bir hayli zor olacak gibi.

İşte söyleşimiz:

SORU: Nurcan Hanım Hamburg’a hoş geldiniz. Sizi tanıyalım..

NURCAN BAŞPINAR: Hoş buldum.. İstanbul doğumluyum. Türkiye’de Türk Sanat Müziği sanatçısıyım. Eğitimliyim; hem Üsküdar Musiki Cemiyeti’nden hem de konservatuvardan mezunum. Şu an aktif Türk Sanat Müziği sanatçısı olarak, kurumsal sanatçı kimliğimle belediyelerde ve büyük organizasyonlarda sahne alıyorum. Meneksche Korosu için geldiğim Hamburg’da önemli projelerimiz olacak.

SORU: Enstrümanlarla aranız nasıl? Hangisini kullanabiliyorsunuz?

NURCAN B.: Enstrüman… Konservatuvarda çalgım kemandı. Ama solistliğimin önüne geçer diye çok abanmadım tabiri caizse. Çünkü, eğer enstrümanda daha iyi olursanız, sonradan piyasada solist olarak tanınmak ve bilinmek daha zor oluyor. Artık enstrümanınızla eş oluyorsunuz. O yüzden solist olarak yol almayı tercih ettim.

SORU: Bakalım Güngör Hanım neler söyleyecek?

GÜNGÖR YILMAZ: 10 yıllık milletvekilliği geçmişim ve Çevre Bakanlığı’ndaki uzun işimi biliyorsunuz. Yaklaşık 1 yıldır da bu işlerden uzağım ama, sanki hiç milletvekilliğinden, işimden emekli olmamışım gibi hissediyorum kendimi… Emeklilikte biraz daha vaktim olur diye düşünmüştüm. Fakat o kadar çok ayrıntılarla uğraşıyorum ki!… Özellikle de, tabii ki Meneksche Korosu… İşte koromuz çok büyüdü, 50 kişi olduk bu arada. Yani neredeyse iki katı oldu, büyüdü. Hâlâ talep var, alamıyoruz. Hatta “konser sonrası başvurun” diyoruz. Böyle yoğun bir yaşamım var.

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN BAŞLAYAN MUTLU HAMBURG SERÜVENİ

SORU: Nurcan Hanım, Meneksche Korosu’yla tanışmanız nasıl olmuştu?

NURCAN B.: Yani Güngör Hanım’la biz sosyal medya üzerinden tanışmıştık ve ilk ben iletişime geçtim.

GÜNGÖR Y.: İki, iki buçuk yıl diyelim.

NURCAN B.: Evet, iki buçuk yıl gibi… Ve ilk kendisiyle telefonda konuştuğumda, gerçekten de pek çok ortak yönümüz olduğunu gördük… Yani çok benzer taraflarımız var. O ilk telefonumuz sonrasında ben dedim ki; “ben sizi tanıyorum yani. Hani tanımadığım biri ya da bir el ile konuşuyormuş gibi değil de, biz bayağı tanışıyormuşuz” hissiyatına kapıldım. O enerjisini hâlâ çok seviyorum. Hâlâ gerçekten hani böyle sanki yıllardır hayatımda, işte o evdeymişim gibi… Sitem ediyorum, kırılıyorum, trip atıyorum, küsüyorum. Sanki, hani evin bir insanıymışım gibi… Ve ertesi gün hiçbir şey olmamış sıcaklığında ve samimiyetinde… Bence aramızda garip bir enerji var. Yani en azından benim tarafımda var. (Gülüyor)

GÜNGÖR Y.: Evet, aramızda çok olumlu bir enerji var.

NURCAN B.: Seviyorum yani ben Güngör Hanım’ı… Ailemden birisi gibi sayıyorum, seviyorum ve de sahipleniyorum.

SORU: Peki Meneksche Korosu’nun repertuvarında, adı “menekşe” olan şarkılar var mı? Şayet yoksa noksanlık değil mi?

NURCAN B.: Bir noksanlık değil, tam tersi. Orada her bir insan zaten bizim için Menekşe..

GÜNGÖR Y.: Menekşe, semtimiz Bergedorf ile özdeşleşen ve Almanlara da hitap eden bir isim. Menekşe’yi herkes kolayca söylüyor. “Veilchen” kelimesi Menekşe’nin Almancası… Bir de Menekşe’ye bakmak, büyütmek de zor bir iştir yani. Öyle kolay bir çiçek değil menekşe.

SORU: Bugüne kadar ortaya koyduğunuz etkinliklerle Meneksche adı herkesçe tanınıyor, biliniyor ama, bundan sonrası için ne gibi yenilikler düşünüyorsunuz; hedefte hangi projeler var?

GÜNGÖR Y.: Şimdi Meneksche zaten 4 yıllık bir dernek… Meneksche Derneği altında Meneksche Korosu sadece bir proje. Bunun yanı sıra ufak çapta yeni başlamış olan bir tiyatro grubu var. Tabii başka şeyler de düşünüyoruz… Örneğin ritim kursu gibi. Bu biraz ihtiyaca bakıyor, biraz da hepsi organizasyon istiyor, insan gücü istiyor. Mesela diyelim ki ritim kursu açmak istiyorsunuz; önce kurs yeri bularak başlıyorsunuz, hocasını bulacaksınız, bunun finansmanını sağlayacaksınız, duyurusunu yapacaksınız, insanlar gelecek vesaire vesaire. Yani çok şey yapmak istersin de hepsi gönüllü, sınırlı oluyor maalesef.

SORU: “Yani toplum yararına mı” diyelim…

NURCAN B.: Şimdi aslında şöyle; biz Hamburg’da yapılmayanı yapmak istiyoruz. Şimdiye kadar Hamburg’da hocalar, kıymetli insanlar burada bir şeyler yapma çabasına girmişler. Ama biz taklit değil, birilerinin benzeri de değil, çok farklı şeyler yapmak istiyoruz. Ben mesela şunu çok öngörüyorum; Anadolu’da “el verme” vardır ya, o sistemi çok benimsiyorum. Ve ben burada hiç ücret almadan, Hamburg’un yetiştirdiği gençler, kadınlar, çocuklar… Bunlardan hiçbir ücret almadan bunlarla projeler yapmaya başladım, yapıyorum. Bizden sonraki nesillere hem Türk müziğini iletmek… Benim hocalarıma da vefa borcum; ben Türk müziğini Hamburg’da bizden sonraki nesile eriştireceğim. Ve bunun arkasında hiçbir şey yok, para kazanma hırsı ya da kazanç sistemi yok. Tamamen Anadolu’daki “el verme” şeklinde. Ben evet bu yoldayım, ama benim arkamdaki 25-30 yaşındaki, burada doğmuş genç arkadaşım da bu müziği dinlesin.

SORU:Düşünceniz çok güzel ama, sizin de gurbet elde hayatınızı idame ettirmeniz gerekiyor, bir şekilde. Bir sistem şart yani.

NURCAN B.:Yani belki sponsorluklar, bu anlamda yaptığım işe inanan, arkamda duracak sağlam sponsorlar olabilir…. Öyle çok sponsor değil, sadece bir tane ana sponsor; “Tamam senin bu vizyonunu benimsiyorum, ben de burada yeni nesil Türk müziğine erişsin istiyorum” diyecek… Bana da değil. Sadece Hamburg’a iyi saz getirmem lazım. Bu Türkiye’de Kültür Bakanlığı’ndan olur, Cumhurbaşkanlığı’ndan olur, TRT’den olur, Büyükşehir Belediyeleri’nden olur, Kent Orkestrası’ndan olur. Yani farklı derecelerde orkestralara da ulaşmam gerekiyor.

SORU: Çok haklısınız.. Hamburg’da yöresel bir dernek etkinliği için onlarca sponsor desteği sağlanırken, her insana hitap eden müzik için neden olmasın!..

KOROYA KATILMAKLA DEĞİŞEN HAYATLAR

GÜNGÖR Y.: Şimdi şunun da altını çizmek istiyorum. Bizim koromuza aileler de geliyor. Yani karı-koca olarak gelenler de var. Ve şunları duyuyoruz, “bu beni de Güngör Hanım’ı da çok mutlu ediyor” Diyor ki; “Yani, hani hayatımıza bir renk kattı, biz mutsuzduk. Yani karı koca bir kısır döngüye girmiş; 20 yıllık evli, çoluk çocuk telaşı, iş telaşı derken… Karı koca el ele tutuşup bir etkinliğe geliyorlar ve mutlu dönüyorlar.” Psikolojik anlamda, aile sistemi anlamında… Aslında biz burada toplumsal, hem aile hayatına, hem kültür hayatına, hem psikolojik anlamda da insanlara bir hizmet sunuyoruz Meneksche Korosu olarak.

Şu nokta da çok önemli: Konserde sahneye çıkma, şarkı söyleme heyecanı onların yaşamında çok büyük bir denklem.. Adeta hayatları değişti sanki.

SORU:Bu uğraşlarınızda bazı sıkıntılar da yaşanıyor mu?

GÜNGÖR Y.: Mesela şimdi her yerde bir iletişim sorunu var. Eskiden gazeteler okunurdu, orada bir yazı oldu mu hemen hemen bütün halk onu okumuş olurdu. Şimdi maalesef öyle değil. Nereden bilgimizi alıyoruz veya bilgimizi, yaptığımız ettiğimizi nasıl duyuruyoruz? Ne kadar zor bir şey Hamburg’da aynı şeyden haberdar olmak. İçinde olduğun bir derneğin önemli bir etkinliği bile kimilerine ulaşmamış oluyor.

SORU: Hamburg’da Türk Müziği Koroları arasında sizin bir ayrıcalığınız var mı?

GÜNGÖR Y.: Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği branşlarında epeyce koro grupları var.

NURCAN B.: Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Ben Hamburg’daki bütün koro başkanlarına, koro hocalarına da teşekkür ediyorum. Hiçbiriyle bir rekabet, yani Meneksche olarak hiçbirisiyle rekabet içinde değiliz, asla değiliz. Bu anlamda belki farklı yorumlar yapılıyor olabilir ama biz Meneksche olarak hepsine zeytin dalı uzatıyoruz bir kere daha sizin aracılığınızla. Hamburg’da el birliğiyle burada müziğin kalitesini, kitlesini el birliğiyle daha da yükselteceğiz ve iyi şeyler yapacağız. İyi ki varlar, iyi ki diğer korolar da var. Sayıları da çokça artsın. Hamburg için keyifli işler yapalım. Bu misyonum, vizyonum yani.

SORU: Bizleri biraz eskilere götürdünüz, bayağı eskilere… Televizyonda mı radyoda mı çıkıyordu bilmiyorum, şöyle bir Banka Reklamı çıkıyordu “Aslında yok diğer bankalardan farkımız ama biz Osmanlı Bankası’yız” (Gülüşmeler)… Yani diğer korolardan farkınız, sizin gelişinizle ayrı bir istikamet kazandı mı?

NURCAN B.: Derken bile var! Ama şimdi şöyle… Öğrenci tercihini yapacak burada. Değil mi? Öğrenci tercihini yapacak. Biz herkesle dostuz, arkadaşız. Onlar da bu yolda bir emek veriyorlar, biz de bir emek veriyoruz. Burada da işte katılımcı belirliyor.

Yani şimdi şunu söyleyeceğim. Benim evet bir marka değerim var. Ben Türkiye’de de gerçekten saygın ve iyi işler yaptım. Hiçbir zaman özel hayatım ya da farklı şeylerle gündemde hiç olmadım. Hep öğrencilere verdiğim el uzatma, yaptığım kurumsal işler, belediyelerdeki diyaloglarım ve halk konserlerim… Çok fazla halk konseri verdim. Yani halk konserinde 6.000 kişi alıyor karşınızda. 10.000 kişi oluyor. Bakın 4-5 yıl önce ben İstanbul’dan İzmir Torbalı Belediyesi’ne Belkıs Akkale ile gittim. Kıbrıs’a Türkan Şoray, Ediz Hun’la gittim. Hem de Yeşilçam sanatçılarıyla…

Önümde 10.000 kişi var orada.. Köylü Teyze’ye de el uzatıyorsun, o da seninle birlikte o şarkıya eşlik ediyor. Bunlar çok kıymetli. O yüzden aynı projeleri Güngör Yılmaz hanımla birlikte burada da yapmayı çok arzu ediyorum.

GÜNGÖR Y.: Ben de 4 aydır koromuzu yöneten Nurcan hanımla aynı düşüncedeyim.

BİR CUMHURBAŞKANI MENEKSCHE KOROSU’NU ZİYARET EDERSE…

SORU: Peki 4 ay zarfındaki bazı gelişmeler için ne söylemek istersiniz?

GÜNGÖR Y.: Çok hızlı gelişmeler oldu, çok şey oldu bu kadar kısa bir zamanda. Bir kere, Koro şefimiz Nurcan hanım anormal şanslı bir kadın diye düşünüyorum. Hayatımıza girdi, koroya girdi, pat diye… Ben tatil için Trabzon’da iken, Nurcan hanım da 3 günlüğüne yanıma gelmişti. Mutfakta kahvelerimizi içerken, Hamburg’dan Körber Stiftung Vakfı’ndan beni aradılar ve özel kaleminden alınan bilgiye göre, bazı projeler için 10-11 Eylül 2025’te Hamburg’a gelecek olan Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in Körberhaus Vakfı ve Meneksche Korosu’nu da ziyaret edeceği haberini bana ilettiler. Tabii ben de memnuniyetle kabul ettim.

SORU: O anda neler hissettiniz?

GÜNGÖR Y.: O güne kadar aklımızın ucundan bile geçmeyen bu ziyaret haberi karşısında büyük sevinç şaşkınlığı yaşadık tabii ki… Ağustos sonunda geldik ve 10 gün sonra vereceğimiz mini resepsiyon konseri için hemen hazırlık çalışmalarımıza başladık.

NURCAN B.: Ayağımın tozuyla Almanya Cumhurbaşkanı’nın önüne çıkmış olmanın gururunu hayatım boyunca yaşayacağım.

GÜNGÖR Y.: Hemen Cumhurbaşkanı’na bir konser verdikten sonra Thalia Tiyatrosu’nda da bir konserimiz oldu.

NURCAN B.: O da Eylül 14’te gerçekleşti.

SORU: Peki Nurcan hanımın size katılımıyla ilgili hissiyatınızı da öğrenelim?

GÜNGÖR Y.: Şimdi Nurcan Hanım’ın gelmesi Hamburg’da ve koro içinde büyük bir heyecana neden oldu. Aynı zamanda kendisi de solist olan, makamları bilen, söyleyen, söyleyebilen bir insanla şarkı çalışması yapmak bambaşka bir olay.. Çok sevinçliyiz.

Ağustos sonu, Eylül başı Nurcan Hanım Hamburg’a geldi. Bir defa koro şefimiz şimdiye kadar kadın olmamıştı, ilk defa bir kadın koro şefine biz sahip olduk. İkincisi, şu ana kadar en azından kendi adımıza konuşursak, karşımızda bize şarkıyı öğreten kişi kendisi de o eseri çok güzel söyleyebiliyor.. Bu meziyetleri ise, korodaki arkadaşlarımız için dört dörtlük rehber oluyor. Ayrıca, aşırı ilgi görüyor.

Başka korolardan da çok sıkı takip ediliyoruz. Yani başkalarında da heyecan yarattı. O veya bu şekilde heyecan… Çok yakın takibe alındık herkes tarafından.

SORU: Peki bu ilgi Nurcan hanımın göreve gelmesiyle mi bir artış sağladı?

GÜNGÖR Y.: Evet. Evet. Şimdi koromuz önceki hocamızla işi bitirme sebebiyle zaten 7-8 belki 10 kişi kadar koromuzdan ayrılmış oldu. Fakat… Nurcan hanımın gelişiyle birlikte sayımız aşağı yukarı katlandı ve 50’ye dayandı. Ve hâlâ anormal ilgi var ama bazılarını 18 Ocak konserimizin sonrasına bırakıyoruz.

NURCAN B.: Ama biz şunu da belirtmek istiyorum: Biz sadece şarkı geçmiyoruz biz derslerimizde. Ses teknikleri çalışıyoruz. Harflerin çıkışından tutun da güfteye nasıl duygu vereceğimiz kısmında da aslında tam bir vokal koçluğu tadında koro çalışması yapıyoruz. Yani bu da belki bizi biraz daha farklı ve özel kılıyor olabilir.

SORU: Han Restaurant’ta Zeki Müren için Doğum Günü gecesi yaptınız 6 Aralık’ta.

NURCAN B.: Evet, yaptık. 6 Aralık Dünya Türk Sanat Müziği Günü. 15 yıldır da artık dünyada Türk Sanat Müziği Günü olarak kabul gören bir gün.

ÜNLÜ SANATÇILARI ANMA PROGRAMLARI DEVAM EDECEK

SORU: İlk olarak burada büyük sanatçı Zeki Müren’i seçmiş olmanız takdire değer. Peki çok değerli sanatçılarımız daha var, vefat etmiş. Acaba gelecekte bunları tek tek değil de birkaçını bir arada öyle bir anma gecesi…

NURCAN B.: Şimdi 6 Şubat’ta Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde Müzeyyen Senar’ın ölüm yıl dönümünde büyük bir halk konseri olacak, orada da Cumhuriyet sanatçısı, Cumhuriyet kadını dediğimiz Müzeyyen Senar’ı çok kıymetli eserleriyle ve türküleriyle yad edeceğim. Tabii Müzeyyen Senar olsun, Selahattin Pınar olsun, vefat etmiş diğer üstatlar kıymetli hocalarım olsun, hepsini anmak istiyorum. Bir konsept bazında.

SORU: Kişisel olarak sormadım da, Meneksche Korosu olarak acaba hep katılım sağlar mısınız o anma günlerine?

NURCAN B.: Aa tabii. Biz bir koro değiliz, biz aileyiz. Yani bir şey yapıyorsak hep birlikte yapıyoruz.

GÜNGÖR Y.: Bir de zaten ilgi duyduğu alana giriyor. Şimdi hocamız eğer bir Zeki Müren akşamı yapıyorsa, Zeki Müren akşamı öyle bir sanat akşamı zaten ve ilgimizi çeker. Hocamız yapmasa başkası da yapsa aslında ilgimizi çeker. Ama işte yapılmıyor diyelim. Bir de içimizden birisi yaptığında bizler de otomatikman gidiyoruz kendimizi içinde buluyoruz.

NURCAN B.: Keza koromuzdaki çok kıymetli seslerden de bu anlamda katkı alıyorum. Öğrencilerimi de alıyorum o gecede, onlarla yol yürüyorum zaten. Bizim maddiyatla işimiz yok. Biz sanatçıyız. Bizim işimiz gönülle, maneviyatla!…

GÜNGÖR Y.: Önemli şey, işin en enteresan kısmı o akşam; 5 amatör kişinin Zeki Müren şarkılarını söylemesiydi. Yani sadece hocamız veya profesyonel birisinin programı değil de hani sahneye çıkan bir insanın programı değildi. 5 amatörü çalıştırıp, hazırlayıp onların parçalarını kendilerine uygun olarak çalışarak, çalıştırarak sahneye çıkarttı. O açıdan çok değerli.

SORU:Burada da topluca anma, her birinden üçer dörder parça seslendirerek…

GÜNGÖR Y.: Niye topluca anacaksın? Efendim siz de isterseniz doğum günün var, onun da doğum günü, hadi hep birlikte gelin topluca doğum günü kutlayalım. Her birine özel ilgi ve vakit ayırmak…

NURCAN B.: Bravo. Çok teşekkür ediyorum efendim duygularıma tercüman oldunuz. Sık sık yaparsın. Ayda bir, iki ayda bir yapabildiğin kadar ama… Şimdi size bir soru soruyorum. Zeki Müren’i, Zekai Tunca’yı 3 şarkıyla nasıl anabilirim? Hiç aklımda kalmaz. Koskoca Zeki Müren’i 3 şarkıya nasıl sığdırayım? “Yıldızlara baktırdım fallarda çıkmıyorsun…” Okumayayım mı şimdi? O yüzden her bir değer, her bir kıymet, her bir hocam, bir Mustafa Sağyaşar… Hepsi o kadar kendine münhasır ve kıymetli ki.

M. ATAK: Evet, düşüncenize saygı duyuyorum.

**GÜNGÖR Y.:** Evet bu program devam edecek her halükarda. O konsept devam edecek. Şimdi Sevgililer Günü mü? 14 Şubat Sevgililer Günü’nde de Mustafa Çelik Bey’e ait Fischerhaus Balık Restoran’da da yine ikinci konsept olarak “Sevgi” şarkılarıyla bir program yapacağız. Sizleri de davet etmiş olayım.

NURCAN B.: Türk müziğinin çok kıymetli saz sanatçıları gelecek.

GÜNGÖR Y.: O günün programında karışık Sevgi, Aşk şarkıları yer alacak.

NURCAN B.: Evet evet, tamamen sevgi şarkıları.

GÜNGÖR Y.: 14 Şubat Dünya Sevgi Günü.

**NURCAN B.:** Sıkı sıkı sarılacağız sevdiklerimize. Kalpler gönderirler, kadınlara çiçekler hediye ederler.

18 OCAK KONSERİNDE NEŞE, MÜZİK VE RENKLİ BİR ORTAM

SORU: Son olarak da, 18 Ocak Pazar günü yapılacak yeni yılın ilk Meneksche Korosu Konseri’niz hakkında konuşalım. Konser repertuvarınızdaki parçalar, salonu dolduran yüzlerce dinleyici için hangi duygu mesajları içeriyor?

NURCAN B.: Bu kış mevsiminde Hamburg ve çevresinden bizi dinlemeye gelen müzikseverler, değerli sazlar eşliğinde birbirinden güzel parçaları koro ve solo olarak seslendiren kıymetli arkadaşlarımızın sundukları “Göze, kulağa ve kalbe” hitap eden eşsiz repertuvarla birlikte, fevkalade güzel bir gün yaşamanın huzuruyla evlerine döneceklerdir. Sorunuzdaki “Duygu mesajları” için şöyle diyebiliriz: “Aşk, sevinç, hüzün, özlem, sıla hasreti, 4 mevsim, muhabbet, dostluk, ruh gıdası, huzur v.b..”

GÜNGÖR Y.: Ben de Koro Yönetmenimiz Nurcan hanıma aynen katılmakla birlikte, koromuzla Alman toplumuna da hitap etmek ve onlara bildiklerinin dışında bir Türk toplumu göstermek ve de ön yargılarını yıkmak istiyorum.

NOT: Söyleşimizin sonunda Baklava pastanesinin sunduğu nefis sıcak çikolatalar içilirken, Hamburg Türk Basın Birliği Başkanı Ahmet Durmuş ile ‘Türk Halk Müziği’nin içli sesi’ Gülüfer Ertan’la kısa bir telefon görüşmesi de yapıldı. İlk fırsatta Menekşe Korosu’na katılması söz konusu olan Gülüfer Ertan’la görüşen Güngör Yılmaz, kendisini hazırlık çalışmalarına davet etti. Devamında ise, Gülüfer Ertan’ın telefonda seslendirdiği parçayı dinleyen Nurcan Başpınar da beğenisini belirtti.

Ve… Bu güzel ortamda gerçekleşen 2,5 saatlik doyumsuz söyleşimiz, tekrar görüşmek temennisiyle sona erdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir