AB ÜLKELERİNDEN KİTLESEL SINIR DIŞINA DUR!

Antalya Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Harun Gümrükçü, Avrupa Birliği ülkelerinden sınır dışı edilen Türk vatandaşlarını ilgilendiren çok önemli bir açıklama yazısı kaleme aldı. Bu konuda pek çok emsal mahkeme kararlarını da yıllarca takip ederek vatandaşlarımızı aydınlatan Prof. Gümrükçü’nün yazısı şöyledir:

Bir AB üye ülkesinde çalışmakta olan Türk vatandaşlarının sınır dışı edilmelerinde ulusal yasalar uygulanamaz. Onların yerine Birlik Yurttaşlarına dönük uygulanan sınır dışı etme normları uygulanır. Bundan dolayı sınır dışı etmelerde Başkonsolosluklarımız bu normu dikkate almadıklarından her yıl yirmi binden daha fazla vatandaşımız bu hukuki normlar çiğnenerek ve başkonsolosluklarımızın destekleriyle sınır dışı edilmektedirler. 

AB üye ülkelerinin en yüksek ve en son mahkemesi olan ve merkezi Lüksemburg’ta bulunan Avrupa Topluluğu/Birliği (A(E)AB Adalet Divanı’nın verdiği kararların bir kısmı aşağıda sıralanmaktadır. İlgili kurum ve kuruluşların bilgilerine sunulur. Diğer davaları AB üyeülkelerinde bulunan kurum ve kuruluşlar tamamlayabilirler.

TÜRK VATANDAŞLARININ SINIR DIŞI EDİLMELERİNİN SINIRLANMASI İLE İLGİLİ KARARLAR

1- NAZLI Davası ve ATAD’ın 10. 02. 2000 tarih ve C-340/97 sayılı Kararı:

Bu dava ve karar ile, AT/AB vatandaşlarını sınır dışı etme kriteri ne ise Topluluk/Birlik içinde yaşayan Türk vatandaşları için de aynı kriterlerin uygulanmasının gerekliliği hükme bağlanmıştır. Buna göre, bir AB ülkesinde 4 yıl aralıksız çalışmış bir Türk işçisi ardından bir yıldan fazla tecilli bir ceza almış olsa bile söz konusu kişi buna rağmen çalışma hakkını kaybetmez. Hapiste geçen süre hiçbir şekilde çalışma hakkını ortadan kaldırmaz. Ceza infazı sonrası “kısa” bir zaman işsiz kalsa bile yeniden iş bulunca çalışabileceği aşikârdır. Bu nedenle oturum izninin uzatılması hukuken gereklidir (OKK 1/80, madde 6). Bu karar ile T. C. Vatandaşlarının 19. 11. 1980 tarihli OKK 1/80 sayılı kararı madde 14 hükmüne göre “kamu güvenliğini tehdit etmediği sürece, sırf diğer göçmen işçilere gözdağı vermek için sınır dışı edilemeyecekleri” Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) tarafından hükme bağlanmıştır.

2- ÇETİNKAYA DAVASI VE ATAD’IN 11. 11. 2004 TARİH VE C- 467/02 SAYILI KARARI: 

Almanya yasal iş piyasasına dahil olan bir ailenin çocuğu olarak bu ülkede doğan ve ailesinin yanında reşit oluncaya kadar ikâmet eden, daha sonra işlediği çok sayıda suçtan ötürü hakkında sayısız kerelerceza kovuşturması açılan, yargılanan ve sayısız kereler mahkum olan davacının, 1/80 sayılı OKK’nin 7. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereği aile birleşimi kapsamında ülkeye gelmemesi ve çok sayıda suç işleyip mahkum olması ve ulusal güvenlik için tehdit oluşturması nedeniyle hakkında sınır dışı kararı verilmesinin akit taraflar arasındaki Ortaklık Hukukuna ve bu hukukun bir parçası olan 1/80 sayılı OKK’nin 7. maddesine aykırı olduğu ve bu nedenle OKK’den doğan hakların yukarıda sayılan gerekçelerle geri alınamayacağına, OKK’nin 7. maddesinin ilk fıkrasında yer alan hakların sadece bu ülkeye aile birleşimi kapsamı ile gelen diğer aile fertlerini kapsamadığına, tam tersine, bu ülkeye sonradan gelen aile fertleri ile birlikte bu ülkede doğan ve ailesiyle birlikte reşit oluncaya kadar ikâmet eden ve yasayan aile fertlerini de kapsadığını, OKK’nin kararlarından doğan hakların sınırlanmasını düzenleyen 14. madde hükmünün de yerel mahkemece etraflıca soruşturulmasının gerektiği, hali hazırda mevcut durumun açık ve ciddi bir tehlike oluşturup oluşturmadığının araştırılarak tespit edilmesinin gerekli olduğunu, kesin kararı takip eden süre zarfında mevcut durumugeçersiz kılacak davranış ve gerçekliklerin de ayrıca dikkate alınması gerekeceğine dair karar vermiştir.

3-AYDINLI DAVASI VE ATAD’IN 07. 07. 2005 TARİH VE C- 373/03 SAYILI KARARI:

Almanya’da doğan ve bir müddet burada yaşayan, daha sonra Türkiye’de büyük ailenin yanında kalanve daha sonra Aile Birleşimi kapsamında ülkeye gelen ve 1/80 sayılı OKK’nin 7. maddesi uyarınca öngörülen yasal (3 ve 5 yıllık) ikâmet sürelerini dolduran ve yine OKK’nin 6. maddesi koşullarına uygun olarak Alman iş piyasasına dâhil olarak süresiz oturum ve yerleşim izni alan aile bireylerinin bu haklarının iç hukuk normları ile kısıtlanamayacağı, haklarında cezai takibat yapılmış ve ceza almış olsalar bile ülkeden sınır dışı edilemeyecekleri, aksine durumun 1/80 sayılı OKK’nin 6. ve 7. maddelerine aykırı olacağı, OKK’nin Ortaklık Hukuku kapsamında olduğu ve tüm üye ülkelerde geçerli ve doğrudan etkili olduğu, yerel mahkemenin bunu gözeterek mevcut hukuki sorunu çözmesi gerekeceğine dair.

4- DÖRR/ ÜNAL DAVALARI VE ATAD’IN 02. 06. 2005 TARİH VE C- 136/03 SAYILI KARARI:

Yasal ikâmetgâhı Avusturya’da olan ve bu ülkede yasayan davacı Ünal, diğer davacı olan Alman vatandaşı Dörr ile işlemiş oldukları suç nedeniyle yargılanmış ve ceza almış olmaları nedeniyle haklarında Avusturya yetkili mercilerince verilen sınır dışı kararı, 25. 02. 1964 tarih ve 64/221/EEC sayılı konsey yönergesi olan Yabancı Ülke Vatandaşlarının Avrupa Topluluğu/Avrupa Birliği İçinde İkameti ve Serbest Dolaşımı İle İlgili Özel Hususları Düzenleyen Yönerge’ye aykırı olduğu zira sınır dışı kararının infazı sırasında, mahkeme kararı eğer temyiz edilmiş ise ve dosya üst derece mahkemesine –Yargıtay- intikal etmiş ve halen temyiz incelemesinde ise yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı kararının infazının ilgili yönerge hükümleri gereği incelenerek ertelenmesinin gerekeceği ve bu inceleme sırasında salt iç hukukun dikkate alınamayacağı, ilgili yönerge gereği, bir yetkili kurum veya makamın bu kapsamda oluşturularak değerlendirme yapması gerektiği, bu yönergede yer alan teminat ve hukuki garantilerin, akit taraflar arasındaki Ortaklık Hukuku ve onun ayrılmaz parçalarından biri olan OKK’nin (1/80 sayılı OKK’nin) 6. ve 7. maddeleri- ile hukuki haklar kazanan vatandaşlar için de geçerli ve etkili olduğuna dair verilmiş karardır.

5-DOĞAN DAVASI VE ATAD’IN 07. 07. 2005 TARİH VE C- 383/03 SAYILI KARARI:

Avusturya yasal iş piyasasına dâhil olarak uzun seneler çalışan davacının, işlemiş olduğu ağır suç nedeniyle özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm edilen ve bu cezasını çektikten sonra tekrar yasal iş piyasasına dâhil olmak isteyen ancak uzun süre issiz kalan ve daha sonra hakkında Avusturya idari makamlarınca işlem yapılarak sınır dışı kararı verilmesi akit taraflar arasındaki Ortaklık Hukuku kapsamında olan 1/80 sayılı OKK’nin 6. maddesinin ilk fıkrasının 1. ve 2. bentleri hükümlerine karşı aykırılık oluşturacağı, zira Ortaklık Hukukundan doğan düzenleme ve hakların üye ülkelerde geçerli ve hukuki etkiye sahip olduğu, ceza mahkûmiyeti ve akabinde davacının işsiz kalmasının oturum ve çalışma haklarını kaybettirmeyeceği, OKK ile kazanılan hakların 1/80 sayılı OKK’nin 14. maddesinde belirtilen “kamu güvenliği, kamu düzeni ve kamu sağlığı” kapsamında sınırlanıp sınırlanmayacağının ayrıca mahkeme tarafından belirleneceği ve bu kapsamda mahkeme kararıyla “ciddi ve mevcut tehlike” koşullarının sabitlenmiş olması halinde ancak 14. madde kapsamında bir sınırlamanın söz konusu olabileceğine dair. 

6-DERİN DAVASI VE ATAD’IN 18. 07. 2007 TARİH VE C-325/05 SAYILI KARARI:

Dava aile birleşimi kapsamında ülkeye gelen ve 1/80 sayılı OKK’nin 7. maddesi uyarınca 3 ve 5 yıllık ikâmet sürelerini dolduran aile bireylerinin süresiz oturum ve çalışma hakkına sahip olacakları ve taraflar arasındaki bu Ortaklık Hukuku hükmüne aykırı olarak iç hukuk normları ile sınır dışı kararı verilemeyeceği ile ilgilidir.

7-POLAT DAVASI VE ATAD’IN 04. 10. 2007 TARİH VE C- 349/06 SAYILI KARARI:

Aile birleşimi kapsamında ülkeye gelen ve 1/80 sayılı OKK’nin 7. maddesi uyarınca öngörülen yasal (3 ve 5 yıllık) ikâmet sürelerini dolduran ve süresiz oturum ve yerleşim izni alan aile bireylerinin bu haklarının iç hukuk normları ile kısıtlanamayacağı, haklarında çok sayıda suçtan dolayı takibat yapılmış olması veya caza almış olmaları tek başına sınır dışı kararı vermeye yeterli olamayacağı, ancak 1/80 sayılı OKK’nin 7. maddesindeki hakların yine 1/80 sayılı OKK’nin 14. maddesinde yer alan koşulların oluşması ile sınırlanabileceği ve bunun içinde yerel mahkemenin ayrıca bir araştırma yapması gerektiği, bunu yaparken de Topluluk beklentileri, ilke ve politikalarını dikkate alması gerekeceğine dair. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: