Ben de mülteci olsam Erdoğan’a borçlu hissederdim, ekmek elden su gölden!

Mültecilerle ilgili yaptığı açıklamalarla bir kesimin tepkisine yol açan bir kesimin de sempatisini kazanan Tanju Özcan, duruşunu bozmayacağını söyledi. “Her türlü imkan verilen sığınmacılar mutlu ancak halkımız aç” dedi…

Ruhat Mengi

Haber: Ruhat Mengi

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özkan (CHP),  SÖZCÜ Gazetesinin deneyimli yazarlarından Ruhat Mengi’nin sorularını yanıtladı. 

İşte  “Ben de mülteci olsam Erdoğan’a borçlu hissederdim, ekmek elden su gölden!” başlıklı o söyleşi: 

Siyaset Bilimciler “Türkiye’nin en büyük sorunu mülteci sorunu”  derken ve muhalefet partileri “iktidar değiştiğinde mültecilerin ülkelerine dönecekleri şartlar oluşturulacak” açıklamaları yaparken Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan kendi ilinde yabancıların suyun metre küpünü 2.5 Dolar’a alacaklarını ve nikah ücretlerinin de 100 bin TL olacağını açıkladı. Ona kızanlar oldu, yanlış bir ifade olduğunu söyleyenler oldu ama “dünyanın en çok mülteci barındıran ve en büyük harcamayı yapan ülkesi” olmamızın sıkıntısını yaşayan, ortaya çıkan sorunlardan da endişe duyan, hatta sığınmacıların artık en kısa zamanda kendi ülkelerine dönmesini isteyen çok sayıda vatandaş da destekledi. Acaba bu uygulamaya neden gerek duyulmuştu, kızanlar mı haklıydı, destekleyenler mi? Acaba yabancı sığınmacılarla Türk vatandaşlarının yaşamlarını karşılaştırırsak nasıl bir tablo çıkıyor? Bu soruların cevaplarını öğrenmek üzere, son olarak “Milli Kurtuluş Savaşında faiz indirme noktasında Sayın Cumhurbaşkanımızın en yakın silah arkadaşı olarak göreve hazırım” esprisiyle gündeme gelen Bolu Belediye Başkanı Sayın Tanju Özcan’la konuştum…

■ Sayın Özcan, size destek verenlerin az olmadığı görülüyor. Bir gün herkesin size hak vereceğini düşünüyor musunuz?

YÜZDE 90‘I HAK VERİYOR Sosyal medyada olsun, sokakta olsun insanların yüzde 90’ının bana hak verdiğini biliyorum. 2013’te henüz daha Türkiye’de 1.5 milyon sığınmacı varken benim TBMM’de yaptığım bir konuşma var, işin bu noktalara geleceğini o günlerde öngörerek söylemiştim. “Bakın bugün 1-1.5 milyon dağınık sığınmacı var, tedbir alınmazsa yakında birkaç milyonu bulacak, bir Suriye mafyasıyla karşı karşıya kalacağız, şimdiden uyarıyorum” demiştim tarihe not düşmek için. Maalesef süreç benim tahmin ettiğimden de hızlı gelişti.

FETÖ GİBİ ABD PROJESİ

■ Söylenen rakamlardan daha fazla vatandaşlık veriliyor olması ihtimali var mı?

Sayılar açıklanmıyor biliyorsunuz. Eskiden parlamenter sistemde bunlar Resmi Gazete’de açıklanırdı. Rakamları ancak biz seçmen kütükleri asıldığında görürüz. Türk isimleri koydularsa bunu da anlayabilmek mümkün değil. Ben Türkiye’de yaşanan mülteci sorununun bir Amerikan projesi olduğunu en başından beri söylüyorum ve hükümetin de buna alet olduğunu ifade ediyorum. Amerika’nın eliyle kurulan PKK terör örgütü gibi, devleti içten ele geçirmek için kurulan FETÖ gibi taşeron bir örgüt kurulması, bu da yeni bir proje.

AKP OY İÇİN YAPIYOR

■ Basit bir nedenle, seçimde oy vermeleri amacıyla getirilmiş olamazlar mı? Bu meselenin bir dış boyutu var, bir de iç boyutu. Dış boyutunda Amerika’nın ileriye dönük “Türkiye’yi karıştırma” niyetleri hep oldu onların. Bu paranoya değil bizim açımızdan, biz bu sorunların benzerini daha önce defalarca yaşadık. İçeriye dönük, AKP’nin bundan rahatsız olmaması hatta mutlu görünüp sahip çıkmasının sebebi de bunları vatandaş yapmak suretiyle seçmen haline getirip seçimlerde son bir umutla onları kullanmaya kalkması. Ama 1 milyon kişiyi vatandaş yaptıysa buna tepki olarak 3 milyon kişi AKP’ye oy vermekten vazgeçecek. Ayrıca, bu dağınık sığınmacılar önce kendi içlerinde çatışacaklar, sonra Türk halkıyla karşı karşıya gelecekler, benim endişem bu. Benim esnafıma ilerde haraç isteriz diye çökmesinler, benim çoluğumun çocuğumun geleceğini karartmaya kalkmasınlar düşüncesiyle tepkimi koyuyorum.

4-5 YERDEN YARDIM VAR

■ Türkiye çok ciddi bir ekonomik kriz yaşarken yabancılara ne gibi yardımlar yapılıyor?

Sığınmacılar şu anda Erdoğan’a çok borçlular. Ben de olsam borçlu olurdum, ekmek elden su gölden. Sosyal Hizmetler ve Sosyal Yardımlaşma bile mükerrer yardım yapıp yapmadığını görmüyor. Aynı aileye her ikisi birden, üstüne Belediye, üstüne Kızılay yardım yapıyor. Bazıları 4-5 yerden yardım alıyor ama biz şu an bu kayıtları oluşturduk; Yoksulluk Haritası çıkaran ilk belediye olduk. Kimin hangi kuruluştan yardım aldığını biliyoruz, mükerrer olanları ilgili kurumlara bildiriyoruz. Rakamlar da gösteriyor; 2019’da 3.3 milyon Türk vatandaşı aileye sosyal yardım veriliyordu, şu an sayı 2021’de 6.6 milyona çıktı, tam iki katı. Dörtle çarptığınızda 25 milyonun üstünde Türk vatandaşı sosyal yardım alıyor. Suriyelilere verilen sosyal yardımların etkisiyle ve ekonominin bozulmasıyla 85 milyonun 25 milyonu devlete müracaat ediyor, bu kadar vahim durum.

Not: Twitter’da kapatılan hesabımın yerine açtığım tek resmi hesap RuhatMengi2’dir. Diğerleri sahte hesaptır. Bu hesaplarda yazılanlardan sorumlu olmadığımı bildiririm.

‘Karışıklıktan faydalanıp Avrupa’ya geçmek için kaçtık’ diyorlar

■ Sınırdan geçen mülteciler nasıl bu kadar kolaylıkla Bolu’ya kadar gelip yerleşiyorlar?

Bilmiyorum, bana anlattıkları şu; “Biz karışıklıktan faydalanıp bir şekilde Avrupa’ya geçmeye çalışıyorduk, Avrupa Birliği vatandaşı olmaktı amacımız, o yüzden kaçmıştık ama Almanya’ya gitsek bile geri gönderileceğimizi biliyoruz. Ülkemizdeki vatandaşlık üçüncü sınıf, Türkiye ikinci sınıf, Avrupa birinci sınıf vatandaşlık. En azından üç yerine ikinci sınıf vatandaşlığın olduğu, Türkiye’de yaşamayı tercih ettik.” diyorlar. Suriye’de eviniz var mı diyorsunuz, “var” cevabını veriyor, niye dönmüyorsunuz diye soruyorsunuz, “burada kendimi daha özgür hissediyorum” diyor. Keyfi bir kalış yani.

KAÇ KİŞİ GÖNDERDİNİZ?

Devlet çözüm istiyorsa kesinlikle “Vatandaşlık vermeyeceğim, verilenlerin çoğu da geri alınacak” demesi lazım. Göç akınını durdurması lazım, bir yıldır konuşuyoruz ama bir yılda 1.5 milyon daha arttı. El Bab’a gönderiyorlarmış, kaç kişi gönderdiniz, karşılığında kaç kişi geldi? 500 bin İranlı var, 1.5 milyon da dünyanın fakir ülkelerinden gelmiş; Afganlar, Nijeryalılar, hepsinden gelmişler, savaş mı var? Canı isteyen geliyor.

Deneyimli bir hukukçu olan Tanju Özcan 4 dönem kesintisiz CHP Bolu Milletvekili oldu. 31 Mart 2019 yerel seçiminde ise Bolu Belediye Başkanı seçildi.

‘Kalıcıyız’ duygusuna karşın Arapça tabelasını yasakladım

■ Çıkan ciddi problemlerin sorumlusu mültecilerin kendisi değil, Türkiye’yi “dünyada en çok mülteci alan ülke” haline getiren kararlardır, özellikle sınıra yakın kentlerin Arap şehrine dönüştüğü sık sık haber oldu. Eski haline nasıl dönecek bu kentler?

Arapça tabelaları niye yasakladım şehirden? Kendilerini bu şehre ait hissetmesinler, psikolojik olarak “Biz bu şehirde kalıcıyız” duygusuyla kendilerini alıştırmasınlar diye bu tedbirleri almaya çalışıyorum. Su anlamında Türkiye’nin en ucuz 6 kentinden biri olduk, su gelirleri benim toplam gelirlerimin yüzde 4’ünü oluşturuyor. Göçmenlerden su parası beklentim filan yok. İş yeri ruhsatı vermeyeceğimi açıkladıktan sonra sığınmacılar bizden iş yeri müracaatında bulunmuyorlar. Bolu’da bir tane Arapça tabela da bulamazsınız.

Halk, askerimiz şehit olurken onların zevk içinde yaşamasından rahatsız

■ Bolu’daki Iraklıların aynı zamanda hem Irak’tan, hem Türkiye’den yardım aldıklarını söylemiştiniz. Bolu’da çalışan mülteci var mı, yoksa hepsi yardımla mı geçiniyor?

Bunu bana bir devlet yetkilisi, üst düzey bir Emniyet görevlisi söylemişti, Saddam’ın son döneminde süper emekliliğe benzeyen bir yasa çıkarılmış, bunların bir kısmı Dolar üzerinden emekli maaşı alıyor ve bundan dolayı ekonomik olarak güçlü durumdalar.

YOKSULU GÖREMEZSİNİZ

Bolu’da bir tek yoksul Suriyeli veya Iraklı göremezsiniz, zaten halkı da rahatsız eden bu. Çalışan da göremezsiniz. Çalışan yabancılar var, Nepalli’ler veya çobanlık yapan Afganlar var, bunların sayıları çok az. Ama asıl insanları rahatsız eden, bizim askerimiz orada şehit olurken bunların erkeklerinin ve kadınlarının meydanlarda, parklarda zevki sefa içerisinde bir hayat sürmeleri. Ben Bolu özelinde söylüyorum bunu. Mesela Düzce’de de Irak ve Suriye’den gelmiş bir Hristiyan topluluk var, onların da ekonomik durumu iyi. Bunların ekonomik durumu iyi olduğu halde iki de bir de yardım almaları buradaki vatandaşlarımızı daha çok öfkelendiriyor. Senin yatağa aç giren vatandaşın varken, Suriye’deki sosyal güvenlik kurumundan da maaş aldıklarını, Irak’taki güvenlik kurumundan da aynen maaş almaya devam ettiklerini tespit edemediğin için bir de burada maaş veriyorsun. Zaten bizde yardım veren iki devlet kuruluşunun da birbirinden haberi yok, aynı vatandaşa yardım verdiğini bilmiyor.

KADINLAR ŞİKAYETÇİ

■ Bolu’da kadınlara mülteci tacizinden söz etmiştiniz bu sık rastlanan bir durum mu?

Adli kayıtlara geçeni var mı bilmiyorum, Emniyet bazı olayları açıklar, bazılarını açıklamaz, bu konuda net bir bilgim yok ama Bolu’daki kadınlarla konuştuğunuzda sokakta ve parklarda yürümekte zorluk çektiklerini, bakışlarından rahatsız olduklarını ifade ediyorlar, ben halkın söylediklerini söyledim diye bir kısmı beni hain ilan etti. Ancak büyük bir kısmının gözünde de kahraman oldum. Her ne kadar çok büyük tepki alıyormuşum gibi haberler yapıyorlarsa da tanıdığınız bütün anket firmalarına sorabilirsiniz; bu soruları sorduklarında yüzde 85’in altında bir destek oranı çıkmıyor. Bazılarıyla konuşuyorum, yüzde 15’in bile bir kısmı sadece siyaseten karşı.

Türkiye’nin artık sığınmacılara bakacak, ekmeğini paylaşacak hali kalmadı

■ Sayın Lütfü Savaş da Hatay için “Şu anda Reyhanlı’da bizden fazlalar, bu doğum oranıyla 12 yılda Suriyeli nüfusu bizi geçecek” demişti.

Lütfü Bey bugünkü şartlarda söylüyor, ben “sığınmacı nüfusu 1.5 milyon iken” konuştuğumda ve oluşacak Suriye mafyasından söz ettiğimde önlem alınsaydı şu anda 8 milyon mu, 10 milyon mu tartışmazdık. Devletin ekonomisi bu kadar hızla bozulurken bir süre sonra sığınmacılara yardım edemez hale gelecek. Esnaftan haraç istemeler başlayacak, yolda insanları durdurup gasp etmeler başlayacak.

■ Göç toplantısında uzmanlar “göçmenlerin hiçbiri gitmek niyetinde değil, ona göre plan yapılmalı” dediler, hükümet değişince zorla gönderilebilir mi?

Devlet onları göndermenin yolunu bulmak zorunda, devlet işte bunun için var, ben sadece hükümet demiyorum, hükümet, muhalefet, iktidar bir devlet politikası oluşturmalı diyorum. Türkiye’de bile bir şehirden bir şehire taşındığınızda entegrasyon süreniz 20 yılı buluyor, 150 yıl geriden gelen bir Afgan toplumunu nasıl entegre edeceksiniz? Gönderilmek zorundalar! Bunu bir günde yapalım, vatandaş yapsın demiyoruz, asla! Sonuç itibarıyla; kendi istekleriyle geldiler, devlet bunları geri göndermenin şartlarını bulacak ve gönderecek. Türkiye’nin artık sığınmacılarla paylaşacak ekmeği kalmadı. Kendi yoksuluna sahip çıkamayan bir ülke, artık neredeyse nüfusun yüzde 10’unu kapsayacak sığınmacıya bakacak hali kalmadı Türk halkının.

Avrupa sığınmacıları önce sorguluyor

■ Savunma Bakanı’nın söz ettiği 9 milyonun bir kısmı Suriye’deymiş. “Türkiye’de 5 milyon mülteci var” bilgisine inanıyor musunuz?

Asla inanmıyorum, doğruluğunu kimse kanıtlayamıyor. Geçenlerde TÜİK Başkanı’nı ziyaret ettim, o da Göç İdaresi’nin kendisine Birleşmiş Milletler’den gelen rakamı verdiğini söylüyor. Oturma izni olanların sayısını Türkiye de bildirmiyor. Göç İdaresi diye bir kurum var Türkiye’de, onlar da bilmiyor. Avrupa, aldığı sığınmacıları almadan önce GBT (adli sicil kaydı) sorgulamalarına kadar ciddi bir incelemeden geçiriyor, bizim sığınmacıların hemen hiçbirinin GBT sorgusu yok. Yani, kimden kaçmış, Esad’dan mı, El Nusra’dan mı, IŞİD’den mi kimden kaçmış, bunların hiçbirisi yok.

Kaynak: www.sozcu.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: