YAZAR ARSLAN’A  YENİ KİTABI “NAZAR”IN TANITIM GÜNÜNDE SORU YAĞMURU

Hamburglu iş insanı, yazar ve şair Esma Arslan, beşinci eseri olan ‘NAZAR” adlı deneme kitabını geniş bir katılımla tanıttı. Etkinlikte kitaplarını imzalayan Arslan’ın eserleri kısa sürede tükenirken yazar, kitaplarının gelirinin sokak hayvanlarına bağışlanacağını söyledi.

HAMBURG– Yazar ve iş insanı Esma Arslan, daha önce okuyucularla buluşturduğu 4 kitabının ardından “NAZAR” isimli ilk deneme kitabının tanıtım ve imza gününü geniş bir katılımla gerçekleştirdi. Hamburg’un Rothenburgsort semtinde bulunan Hamburg Anadolu Alevileri Kültür Birliği (Haak-Bir) dernek salonunda, Arslan’ın kahvaltı ikramlı etkinliğine çok sayıda edebiyat ve kitapseverin yanı sıra basın mensupları katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Haak-Bir Başkanı Seval Ünlü, “Böyle bir etkinlik bizim öğretimize de uygun. Hünkarımızın ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ sözleri de ilmin, okumanın önemini işaret eder. Bu anlamda burada bu kitap tanıtımını yapmaktan onurluyuz. Kitaplardan elde edilecek gelirin sokak hayvanlarına bağışlanması da ayrı bir mutluluk” dedi. Yazmak hakkında konuşmanın, bildiklerini aktarmanın zor bir uğraşı olduğunu ifade eden Arslan, “Okumayı o kadar seven bir toplum olmadığımız için kitabı sevdirmek, çocuklara ve yetişkinlere cezbettirmek en az öğretmenler kadar yine biz yazarların da görevleri arasında. Yazarak, anlatarak, göstererek, yaraları ve sorunları işaret ederek, ama sıkça da doğru olanı, çözüm yollarını göstererek bunu yapmalı, anlatmalı, aktarabilmeliyiz. Yazarlar yazan insanlar olduklarına göre bu işi en iyi yazarak yaparlar, yapmalıdırlar. Ben de bu fikirden yola çıkarak bu eseri yazmam gerektiğini gördüm” şeklinde açıklama yaptı. İnsanın yazarken öğrendiğini, aydınlandığını ve aydınlandıkça da aydınlattığını söyleyen Arslan, “Ben bunu karşılıklı bir alışveriş, verimli bir değiş tokuş olarak adlandırıyorum. İnsan ne kadar bilirse bilsin, görgüsünü, tecrübelerini, bilgilerini paylaşmadıkça neye yarar? Sosyal bir varlık olduğumuza göre heybemizdekileri paylaşmak istemekten daha doğal bir şey olamaz” dedi.Arslan konuşmasının ardından daha önce çıkan “Yarım kalan Aşk, “Giden Gün”, “Resmime Dokunan Çığlık”, “Sana Düşlerimden bahsedeceğim” adlı eserleriyle birlikte “Nazar” adlı son eserini imzaladı. Kitaplar kısa sürede tükenirken Arslan, kitabın satışından elde edilen gelirin sokak hayvanlarına bağışlanacağının altını da çizdi.

Kitabını tanıtım konuşması ve imza saatinin ardından katılımcılar Yazar Arslan’ı adeta soru yağmuruna tuttular. Arslan gelen sorulardan bazılarına şu cevapları verdi:

  • İlkokul dördüncü sınıfı bitirip Türkiye’den buraya gelmişsiniz. Kitaplarınızı Türkçe yazmak sizin için zor olmuyor mu?

Esma Arslan: Bir insanın duygu dili neyse duygu ve düşüncelerini o dilde en güzel şekilde aktarabilir. Her ne kadar Almanya’da eğitimi tamamlamış ve uzun yıllardır burada yaşıyor olsam da benim de duygu dilim Türkçe. Bu nedenle Türkçe dilinde yazmayı tercih ettim. İlerde kitaplarımın Almancaya çevrilmesi projem de kafamda. Bu fikrim olgunlaştıktan sonra Almanca okuyan kitapseverlerle de buluşmak istiyorum.

  • Son eserinizde kadına yönelik şiddete ağırlık vermişsiniz. Bu konuyu biraz daha açar mısınız?

Esma Arslan: Aslında başlıkların kadına yönelik şiddet olsa da ben özünde canlıya yapılan şiddetin her türlüsünün karşısında olduğumu tüm yazılarımda altını çizerek belirtiyorum. Toplumda en fazla şiddete uğrayanlar kadınlar olduğu için ‘kadın” ismi ön plana çıkıyor. Fakat şiddete uğrayan erkek yok mu? Tabii ki var ve ben buna da karşıyım. Kadına, erkeğe, çocuğa, hayvanlara, bitkiye, kısacası tüm canlılara yönelik şiddetin karşısındayım, karşısında olmalıyız. Ve bu konu sadece kadınların sorunu, kadınların konusu değil! Canlıya yönelik şiddetin her türlüsüyle toplumsal bir mücadele şart. Şiddet, sadece kadının sorunu değil, tüm toplumumuzun sorunudur. Şiddete uğrayan bir kadın o topluma sağlıklı evlatlar yetiştiremez, bunu unutmayalım!

  • “Boş çuval ayakta durmaz” diye bir söz var. İnsanları ne şekilde okumaya teşvik edebiliriz?

Bu konuda size kesinlikle katılıyorum. Bilgisiz toplumlar, bilgisiz insanlar her daim geri kalmaya mahkumdur. Türkiye toplumu olarak maalesef okuma, kitaba değer verme konusunda oldukça gerilerdeyiz. Öncelikle aileler çocuklarını okumaya teşvik etmelidir. Bu illa Türkçe olmak zorunda değil. Çocuk hangi dili tercih ediyorsa o dilde ilginç kitaplar alarak, hatta onlara kitaplardan bölümler okuyarak onları okumaya özendirebilir. Ama öncelikle kendileri de okuyarak çocuklarına örnek olmalılar. Çocuğa ‘hadi sen kitabını oku’ deyip de kendisi televizyonun ya da cep telefonunun başına geçerse çocuk okumanın, kitabın değerini kavrayamaz. Okuyan insanın kelime hazinesinin zenginleştiğini, daha akıcı konuştuğunu da unutmayalım derim.

  • Kitaplarınızda sosyal mesajlara yer veriyor musunuz?

Esma Arslan: Tabii ki kitaplarımın hepsinde mutlaka, ama mutlaka sosyal mesajlara yer veriyorum. Zaten tüm edebi eserler sosyal mesajlar barındırır. Önemli olan bunu algılayabilmek için gönül gözünüzün açık olmasıdır.

  • Türkiye’deki sokak hayvanlarına ne şekilde yardım edilebilir?

Esma Arslan: Sizin de sosyal medya sayfalarımdan, basından takip ettiğiniz gibi benim sokak hayvanlarına yardıma yönelik çalışmalarım tüm çalışmalarımın önüne geçiyor. Memleketim Yozgat/Sorgun’da açtığım hayvan barınağında 400’ün üzerinde sokak patilerimize destek olmakla kalmayıp ihtiyaç halinde Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki ihtiyaç sahibi canlarımıza da elimi uzatmaya çalışıyorum. Bunu zaman zaman yürüttüğüm bağış kampanyalarıyla, ama en çok da kendi çabalarımla yapmaya çalışıyorum. Ama benim de gücüm bir yere kadar, maalesef her yere ulaşamıyorum. Herkes yaşadığı yerdeki sokak patilerimize az-çok elini uzatsa zaten öyle bir sorun kalmaz. Bu konuda destek çıkan herkese teşekkür ediyor, sokak canlarımıza sahip çıkmak için hazır olanlara da şimdiden minnettarlığımı bildiriyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: