ZOR DÖNEMDE ÖĞRETMEN OLMAK

Hamburg’da Sosyal Pedagog, Rehber Öğretmen olarak görev yapan şair- yazar Sevim Tarhan, okulların Korona sebebiyle tatil edildiği süredeki eğitim faaliyetleri ile 4 Mayıs’ta okulların tekrar açılması konusunda düşüncelerini açıkladı.

Söyleşi: Mehmet ATAK (Gazetem.eu)

42 yıldır Almanya’nın Hamburg kentinde yaşayan Rehber öğretmen, Sosyal Pedagog, Ressam, Yazar ve Şair Sevim Tarhan, Koronavirüs sebebiyle tatil edilen okul dönemindeki yaşantısı ve önerilerini anlatırken, karantina günlerinin Aile içi şiddete dönüşme ihtimaline karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. İşte Sevim Tarhan’la “Zor dönemde öğretmen olmak” konulu söyleşimiz:

* Sayın Tarhan,  siz, yazarlığınız dışında aynı zamanda bir okulda Sosyal Pedagog olarak rehber öğretmenlik de yapıyorsunuz ve Koronavirüsü nedeniyle okullar 4 Mayıs’a kadar kapalı. Bu sürede evden eğitim sistemi nasıl işliyor ?

SEVİM TARHAN: Hamburg Senatosu aldığı bir kararla 16 Mart’dan itibaren süresi belli olmayan bir zaman dilimi içersinde okullar ile  çocuk yuvalarını şartlı olarak kapatıldığını duyurmuştu.
16 Mart sabahı, biz Öğretmen ve Eğitim veren arkadaşlarımızı  Müdürlerimiz  E-Mail yolu ile bilgilendirdiler. Şimdilik okula gelmememizi, bundan sonra evden nasıl çalışmamız gerektiğini oturup plan yaparak bize bildireceklerini ilettiler.
Gerektiğinde kendilerini arayıp bilgi ve öneri yapabileceğimizi yazdılar.Hepimiz için zor bir dönem başlamıştı.


Sınıf Öğretmenleri, diğer derslerin Öğretmenleri  ile  biz Pedagog ve Rehber Öğretmenler olarak zaten her gün birlikte sıkı bir çalışma temposu içindeydik. Kısa bir süre sonra Müdürlerimiz, Eğitim Bakanlığı’nın önerdiği bir öğrenme ve öğretme planı hazırlayıp bizleri yönlendirdiler. 8 sınıf Öğretmeni ve diğer derslerden  sorumlu arkadaşlarımız, ben ve erkek Pedagog arkadaşım 10. Sınıflardan sorumluyuz. Bizler ilkokul öğretmenlerimizden biraz farklı çalışmak zorundayız. Onları bitirme imtihanlarına hazırlarken, Okulları zor bir dönemde kapatmak zorunda kaldık.

Öğretmenlerimiz özellikle Almanca, Matematik, İngilizce, Türkçe, İspanyolca, Fransızca, Biyoloji, Fizik gibi derslerden haftada iki kez plan dahilinde sırayla Video görüntülü ders veriyorlar. Bazı öğrencilerimizin, bazı nedenlerden dolayı eksik olan sınav sonuçları ders ortalama sonuçlarını etkilemesin, Öğrencilerimiz geri kalmasın diye önceden belirlenen bir saatte ev ziyareti yaparak sınav yazdırıyorlar.
Ayrıca Cuma günleri bir haftalık ödev verip belirledikleri günlerde Öğrencilerimizi tek tek okula çağırıp, hijyen kuralları göz önünde bulundurularak ödevleri teslim alıyorlar.  

* Bu arada size nasıl bir görev düşmekteydi?

S.T : Yukarıda saydığım branş öğretmenlerimiz  Okula gelmeyen, ödevlerini yapmayan öğrenciler olursa, durumu biz Pedagoglara bildiriyorlar.
Ben de özellikle Almanca bilmeyen Velilerle ilgilenip onlara durumu izah ediyorum. Elimden geldiğince ailelerimizi yönlendiriyorum.
Ayrıca biz Rehber Öğretmenler haftada iki kez görüntülü Konferans yapıyor, bilgi alışverişi yapıp Öğrencilerimiz için daha iyi neler yapabiliriz diye kafa yoruyoruz. Sürekli  iletişim halindeyiz.
Her gün saat  8- 16 arası verdiğimiz acil telefon numarasından bizlere ulaşabiliyorlar. Ben ayrıcalık yaptım.Bu zor dönemi rahat atlatabilmek adına beni saat 22.00 ‘ye kadar arayabiliyorlar.



* İşiniz bayağı yoğunmuş.. Siz, Öğretmen arkadaşlarınız, Öğrenci ve Veliler bu durumdan nasıl etkilendiler?
 
S.T :
Ben Rehber Öğretmen olarak bu durumdan açıkcası çok etkilenmedim ama Öğretmen arkadaşlarımın bazıları resim dersinden verilen çizim sonuçlarını, yazılı soru- çözüm kağıtlarını, ödev kontrollerini  yaparken bilgisayar önünde saatlerce uğraştıklarını, zaman zaman bundan çok zorlandıklarını, çok yorulduklarını dile getiriyorlar.
Bizler, şimdilik maddi bir kriz de yaşamadık. Tabii ki okulumuzu,Öğretmen arkadaşlarımı ve Öğrencilerimi çok özlüyorum.
Bu, evde kalma zorunluluğu nedeniyle yazı ve Şiirlerimi yazmaya, düzeltmeye  okumaya ve araştırmaya, ikinci şiir Kitabım için daha fazla üretmeye vakit buluyorum.

AİLE İÇİ ŞİDDET ARTIYOR MU ?

* Sevim Hanım, eğitimci olarak sizi anladık ama konuya  bir de öğrenci velileri açısından bakarsak ?
 
S. T : Ben bardağın dolu tarafından bakıyorum. Konuştuğum anneler bu durumdan  çok etkilendiklerini, ev işlerinin hiç bitmediğini, mutfaktan çıkamadıklarını, aile içi şiddetin arttığından şikayet ediyorlar. Bu dönemde özellikle Annelerin işi daha da zor. Bir de birçok ailenin yaşadığı ekonomik kriz var.
Aslında bu dönemi önemseyip Aile bağlarını güçlendirmeye, birbirimizi daha iyi tanımaya çalışabiliriz. Belki böyle bir zorunluluk gerekliymiş deyip, bu günlerin kıymetini bilip, olumlu düşünüp , hayata daha güzel tutunabiliriz..
Veliler ve Öğrencilerimizin bazı sıkıntıları var. Sizlere anlattığım gibi bizler elimizden gelenin fazlasını yapıyoruz. Öğrencilerimiz bizler için çok kıymetli.

Onların başarılı olması için elimizden geleni yaparken, anne-baba ve öğrencilerimizin de bizlere ve kendilerine yardımcı olması gerekiyor. Bu dönem bir tatil dönemi değildir.

OKULLARIN AÇILMA TARİHİ UZATILMALIDIR

* 4 Mayıs’ta bazı okulların kademeli olarak açılacağı açıklandı. Siz, Pedagog olarak şu kritik dönemde okulların açılmasını doğru buluyormusunuz ?

S.T : 26 Bilim adamından oluşan Ulusal Bilim Akademisi Leopoldina, özellkle Okullarda kademe kademe, yaşa ve sınıflara göre normal eğitim hayatına dönülmesini öneriyor. Ancak Veliler bu konuda endişeli. Zira virüsün yayılma hızı, etkisi hâlâ çok büyük. Bize henüz tam bir plan gelmiş değil. Öncelikle ilkokul öğrencilerimizden başlanmasının doğru olacağı duyurusunu aldık.
Ben, Öğrencilerimizin Korona Virüsünü Okuldan eve ve biz Öğretmenlere bulaştırabilir endişesi ile Okulların 4  Mayıs’ta açılmasını doğru bulmuyorum.  Özellikle  Okullarda  küçük öğrencilerimiz Hijyen ve uzaklık konusunu kavramamış olabilirler. Umarım bu süre uzatılır.
Güzel, sağlıklı günlerde buluşmak ümidiyle şimdilik sevgiyle, hoşça ve dostça kalın…  

* Bu detaylı söyleşi için teşekkürler sayın Tarhan.

SEVİM TARHAN KİMDİR ?

İstanbul’da doğdu ve büyüdü.
1969 yılında Üsküdar Halil Rüştü ilkokulunu,
1973’te Üsküdar Paşakapısı orta okulunu bitirdi.
1978 yılında resime olan merakı nedeniyle Üsküdar Mithatpaşa Kız Teknik lisesinin resim bölümünü bitirdi.
Daha sonra ressam olmak istediği için İstanbul Beşiktaş Güzel Sanatlar Akademisine bir yıl devam etti. Amacı Akademiyi bitirip ressam olmaktı.

O yıl evlenip, işçi ailesi olarak Almanya’nın Hamburg şehrine geldi.

1984 yılında Hamburg’da başladığı bir okulu, 1988 yılında Sosyal Danışman olarak bitirdi ve bir süre sonra da Sosyal Pedagog oldu.

Zaman zaman resim çalışmalarına devam eden Tarhan, Hamburg’da dört kez sulu boya resim ve kumaş boyama sergisi açtı.
10 yıl bir kadın kuruluşunda, çeşitli alanlarda çalıştı.

1994 yılında kendi isteğiyle işinden ayrılıp, yine aynı yıl erkek öğrencilerin ağırlıkta olduğu, mesleği olmayan, büyük sorunlar yaşayan gençleri topluma kazandırmak için işe başladı.Şimdi bir okulda rehber öğretmenlik yapan Sevim Tarhan, yaşadığı bazı zorluklar, sorumluluklar karşısında omuzlarındaki yükü gün geldi daha fazla taşıyamadı ve ciddi bir şekilde hastalandı.
Ailesi, öğrencileri ve yakın çevresinin büyük sevgisi, kendisinin de hayata bakış açısı ve insanlara olan büyük sevgisiyle kanseri atlatan Sevim Tarhan o zor geçen zor günlerini değerlendirerek “HENÜZ YAPRAKLAR SOLMADI,
isimli kitabını yayımlamaya karar verdi.

Yoluna şiir yazmayla, yorucu , zahmetli ama onu hayata bağlayan işiyle ve ömrü oldukça onurlu görevi anneliğine, çocuklarının ve öğrencilerinin yanında olarak mücadeleleye devam ediyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: