Aydan Özoğuz: “2 veya 3 Partili Koalisyon Hükümeti olabilir”

20 yıldan beri aktif politikanın içinde olan Federal Meclis Milletvekili Aydan Özoğuz, 26 Eylül’de yapılacak genel seçimler öncesi Gazetem’e konuştu. Aday olduğu Hamburg’daki seçim bölgesinde çalışmalarını sürdüren eski Uyum, Göç ve Mültecilerden Sorumlu Bakan  Özoğuz, “Çifte Vatandaşlık, Türkiye’nin AB Üyeliği, Başbakanlık ve Türkiye- Almanya ilişkileri” konularındaki sorularımızı yanıtladı.

Röportaj: Mehmet ATAK 

AYDAN ÖZOĞUZ: 1967 Hamburg doğumlu. Hamburg Üniversitesi’nde İngilizce, İspanyolca ve İnsan Kaynakları Yönetimi okudu. 2001-2008 yılları arasında Hamburg Eyalet Parlamentosu’nda milletvekilliği yapan Özoğuz, 2009’da Federal Meclis seçimlerini kazanarak SPD’nin Federal Milletvekili olarak Berlin’e gitti. 2011-2017 yılları arasında SPD Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Özoğuz, 2013-2018 yılları arasında Hükümetin Uyum, Göç ve Mültecilerden Sorumlu Bakanı olarak görev yaptı. 2017’de seçim bölgesini yeniden direkt olarak kazandı. Özoğuz halen SPD Federal Meclis Milletvekilliği görevini yürütmektedir.

İşte SPD’nin ağır toplarından biri olan Aydan Özoğuz’la söyleşimiz:

* Aydan hanım, bildiğiniz gibi bu yıl göçün 60. yılı. Bazı SPD’li eyaletler, mesela NRW çifte vatandaşlığı tekrar gündeme getirdi. Yıllar önce Sigmar Gabriel’in olumlu baktığı Çifte vatandaşlık konusunda siz ne düşünüyorsunuz; partinizin bu konudaki tutumu nedir?

A. Ö : Toplumumuzun modern bir vatandaşlık kanununa ihtiyacı var. Almayan‘da doğan çocukların Alman vatandaşlığına sahip olmalarınına yasal olarak izin verdik. Uyum Bakanlığım döneminde gençlerin başvuruda bulunmadan iki vatandaşlığa otomatikmen sahip olabilmelerini sağlayabildim. CDU ile bu konuda müzakerelerimiz zordu, fakat başardık. İlk nesil için çifte vatandaşlık bu güne kadarmümkün olmadı. Bu parlamentoda ancak üçte ikilik bir çoğunlukla gerçekleşebilir. Ama CDU/CSU bunu desteklemiyor. Planımız çok ulusluluğa da yasal olarak izin vermek.

* Dışarıdan bakıldığında Türkiye – Almanya ilişkileri son yıllarda dalgalı bir manzara arzediyor gibi. Şimdilerde biraz yumuşamış gibi görünen bu konuda neler yapılmalı ve buna dair partinizin bir stratejisi var mı ?

A. Ö : Türkiye politikası Almanya ve Avrupa için zor bir alan oldu. Bu nedenle Federal MilletvekillerininTürk politikasına ilgisi giderek azalmakta. Ben tabiiki Türkiye’ye yakınlık his ediyorum ve her fırsatta Türkiye‘den buraya ziyarete gelen siyasileri ve sivil örgütleri karşılıyorum. Fakat diğer tarafında birtakım önyarılarının olduğunu fark ettim. Birbirimizi daha iyi tanımamız bu yüzden büyük önem taşıyor. Diyaloğumuzu geliştirmeliyiz. Türkiye’nin yeniden bir anayasal devlet olmasını arzuluyoruz.

SPD YÜZDE 25 İLE BİRİNCİ PARİ OLURSA..

* Gerçi bir dönemin Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel “Siyasette 1 gün bile çok uzun zamandır” demişti ama seçimeaz bir zaman kala biz yine de soralım: Seçim sonuçları konusunda ne düşünüyorsunuz ?

A. Ö : Siyasette trendlerin çok çabuk değişebildiği günlerde yaşıyoruz. Seçimlere 10 gün kala rakiplerimiz oy kaybederken, SPD’nin oylarının arttığını görüyoruz. Partimiz yüzde 13’lerden yüzde 25’e çıktık. En büyük arzum Olaf Scholz’un başkanlığında hükümet kurmamız.

* Bir dönem  Uyum Bakanlığı yaptınız ve Merkel kabinesinde görev aldınız. SPD’nin seçimi kazanması halinde  Olaf Scholz’un kuracağı hükümette sizin için de bir bakanlık görevi söz konusu olabilir mi?

2 VEYA 3 PARTİLİ KOALİSYON HÜKÜMETİ 

A. Ö : Benim öncelikli amacım seçim bölgemi direkt olarak kazanmak. SPD olarak amacımız Olaf Scholz ve içeriklerimiz ile seçmenin oylarını alabilmek ve en güçlü parti olarak hükümeti kurmak. Gidişat da  böyle bir olasılığın yüksek olabileceğini gösteriyor. Tahminlere göre bir veya en fazla iki parti ile koalisyon mümkün olabilir. Kabinede kimin hangi görevi alacağını şimdiden söylemek tabii ki mümkün degil.

* Uzun bir süredir SPD içinde bir siyasetçi olarak yer aldınız ve çok önemli mevkilerde bulundunuz.Şayet bir muhasebe yapacak olursanız, gerek temsil ettiğiniz Hamburglu seçmen kitlesi bakımından, gerekse Göç ve Uyum politikaları açısından ne söylemek istersiniz?

GÖÇMEN KÖKENLİ ÇALIŞAN SAYISI YÜKSELTİLMELİ

A. Ö : 2001 yılından beri politika yapıyorum. O zamandan bu yana çok şey değişti ve göç ve uyum politikasında ilerledik. Bugün Almanya’da doğan çocuklar çifte vatandaş olabiliyorlar. Anne babası işçi olarak Almanya’ya gelenlerin kendileri veya çocukları toplumumuzun her alanında başarılı işler yapıyorlar. Bir Türk çifti pandemiye karşı aşıyı ilk olarak çıkaranlardan oldu. İlerleme çok net ortada , fakat yapılacak daha çok şey var. Özel şirketlerde, yönetimde ve özellikle devlet dairelerinde görevli memurların arasında toplumdaki göçmen oranına kıyasla göçmen kökenli çalışanların sayısı düşük. Bunu değiştirmeliyiz.

* Size göre,  “Gastarbeiter” olarak adlandırılan birinci ve ikinci kuşak Göçmenlere hakettikleri değer veriliyor mu? Bunların yaşlılıklarında karşılaştıkları çeşitli sorunlara, kültürel kimliklerine uygun çareler yeterli mi? Yetersiz ise neler yapılmalıdır ?

A. Ö : 2000’li yıllarda politikaya girdiğimde Almanya’nin bir göçmen ülkesi olup olmaması tartışılıyordu. Halbuki ben, Hamburglu, müslüman ve Türk göçmenlerin bir kızı olarak, o zamanlar diğer 16 milyon göçmen gibi Almanya’da yaşıyordum. O zamandan bu yana çok şey degişti. Bugün Almanya’nın bir göçmen ülkesi olduğunu neredeyse kimse inkar etmiyor. Ancak bir ülkeyi vatanı olarak görebilmek için katılım önemli. Bu da önemli konularda vatandaşlığa bağlı bir unsur. Bu nedenle siyasi hayatım boyunca eşit haklar için çaba gösterdim. Nitekim 2000’de vatandaşlık kanununu değiştirdik. Böylece Almanya’da doğan çocuklar çifte vatandaş olabiliyorlar. 2014’te benim inisiyatifim üzerine “opsiyon modeli” olarak adlandırdığımız düzenlemeyi kaldırdık. Bugün ebeveynleri Türk olan gençlerin çifte vatandaş olmaları ve reşit olduklarında kalmaları mümkün.

* Uyum konusunda Almanya yıllardır büyük çabalar gösterdi. Son zamanlarda her yerde pek çok ülkeden renk renk insanlar iç içe olmaya insanlar alıştı artık. Öte yandan Tokyo Olimpiyatları’nda 12 branşta 29 Mülteci kökenli sporcunun Almanya adına yarışmış  olması da çok önemli. Tabii ki Bundesliga ve Alman Milli takımında çok sayıda yabancı kökenli de kadroda yer buluyor. Yani “uyum aşısı” tuttu gibi. Siz ne dersiniz ?

SPOR, BÜTÜNLEŞTİRİCİ BİR UNSURDUR

A. Ö :Spor her zaman bütünleştirici bir unsur olmuştur. Birçok klüb göçmen kökenli genç üyeleri olmadan geçinemez. Olimpiyatlar da dünyanın her yerinden insanları biraraya getirme gibi bir niteliğesahip. Bu çok güzel bir şey. Spor camiasında birçok rol modelleri var. Bu da toplumumuzda başarılı olmak için bir insanın nereden geldiğine bağlı olmadığını göstermekte. Önemli olan çabalamak ve performans göstermek. Aynı zamanda devlet olarak bu insanlara fırsatlar vermeliyiz ki, kabiliyetlerini geliştirebilsinler.

* Sporla ilginiz ne durumda ? 

A. Ö : Eskiden çok spor yapıyordum, hatta bir aralar, bir spor kulubünde gruplara spor dersi dahi veriyordum. Severek voleybol oynuyordum. Ancak siyasi hayatım artık spor yapmama fazla fırsat bırakmıyor ama voleybola yeniden başladım. Berlin’de meclis oturum haftalarının dışında antremanlara katılıyorum. Seçim bölgem olan Hamburg Wandsbek’in tabiatı çok güzel. Burada ara sıra yürüyüşe çıkıyorum ve bisikletle turluyorum.

* Genç Müslüman Göçmenlerin eğitim ve işsizlik sorunları devam etmekte. Bu çocuklar ve gençlerin sekuler eğitimlerinin yanısıra din ve kültürel yönden de eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasında devlet olarak ileriye dönük projeler düşünülüyor mu?

A. Ö : Hamburg hariç diğer eyaletlerde zaten din ve mezhebe göre eğitim veriliyor. Hamburg’da tüm öğrenciler birlikte din dersi görüyor. Bizce çocukların birarada ders görüp dinleri hakkında fikir alışverişinde bulunmalarını din ve mezheplere ayrılmış bir eğitimden daha önemli.

* Sizce yaşadığımız toplumda, bazı Yerli – Göçmen ayrımları yapılmakta mıdır ? Eşitliğin sadece Vergilerin ödenmesinde değil, her alanda daha adil uygulanması için neler yapılmaktadır ? Örneğin çifte vatandaşlık konusunda itirazlara yol açan Türklere yönelik uygulamalardaki farklılık devam edecek mi ?

AYRIMCILIKLA MÜCADELE AJANSINI GÜÇLENDİRECEĞİZ

A. Ö : Her toplumda maalesef rasist, yabancı düşmanı vb. şeyler yaşanmakta ve sadece yerli göçmen konu değil. Ayrımcılık kadınlara, çocuklara, yabancılara, cinsel yönelimi farklı olanlar, özürlülere, yani birçok kişiye karşı yaşanmakta. SPD olarak gelecek dönemde Federal Ayrımcılıkla Mücadele Ajansı’nı güçlendireceğiz, Genel Eşit Muamele Yasasını modernleştireceğiz, ayrıca bu alandaki suçları daha yüksek cezalandıracağız.

* Tekrar Milletvekili seçildiğinizde hangi alanlarda neleri gerçekleştirmek için gayret göstereceksiniz ve özellikle Bundestag’ta hangi makam veya komisyonlarda ne tür faaliyetlerde bulunmayı arzulamaktasınız ?

DIŞİŞLERİ İLE SPOR KOMİSYONU ÜYELİĞİ TERCİHİMDİR

A. Ö : Bu dönemde başarılı bir şekilde Dışişleri Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu üyesiyim. Önümüzdeki dönemde Dışişleri Komisyonu’nda mümkünse çalışmalarımı sürdürmeyi arzuluyorum. Ayrıca Spor Komisyonu da ilgimi çekiyor.

* Federal Almanya ve bilhassa seçim bölgeniz Hamburg eyaletinde yaşayan Türkiye kökenli insanlarımıza vereceğiniz genel mesaj nedir ?

YAPTIKLARIM, YAPACAKLARIMIN REFERANSIDIR

A. Ö : Wandsbek federal seçim bölgesinde, Berne, Bramfeld, Eilbek, Farmsen, Jenfeld, Marienthal, Meiendorf, Oldenfelde, Rahlstedt, Steilshoop, Tonndorf, Volksdorf ve Wandsbek semtlerini kapsayan 22. seçim bölgesinden (WK 22) ilk sıradan adayım. Umarım geçen seçimlerdeki gibi seçmenin direkt yetkisi ile seçilirim. Öncelikle insanlara hak ettikleri saygının gösterilmesini, verdikleri emeğin karşılığını almaları için asgari ücretin arttırılmasını önemsiyorum. Ayrıca iklimin korunması, herkes için ödenebilir konutlar, çocukların teşviki ve eğitim eşitliği ve etrafımızdaki karmaşalıkları göz önünde bulundurarak barış politikası başlıca konularımdandır. Ve şunu da belirtmek isterim ki: Bugüne kadar yapmış olduğum çalışmalar, bundan sonra yapacaklarımın referansıdır.

* Sayın Özoğuz, yıllardır AB ülkeleri ve Almanya’da vatandaşlığına geçenler seçimlerde oy kullanabilirken, 1961’den bu yana bu Almanya’da çalışıp da ülkenin kalkınmasında emeği geçenlere neden oy kullanma hakkı tanınmıyor ? SPD olarak bu konuda bir çalışmanız var mı acaba ?

GÖÇMEN KÖKENLİLERİN YEREL SEÇİMLERDE OY KULLANMA HAKKI MECLİS KARARI İLE OLUR 

A. Ö : Hem yerel hem de Federal seçimlerde sadece Alman vatandaşı olanlar oy kullanabiliyor. Bu her ülkede böyle. Alman vatandaşı olmayanların en azından yerel seçimlerde oy kullanabilmeleri uzun yıllardır tartışılıyor. 80’li yıllarda bu bir ara mümkündü ama bunun hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Bunu iptal etmemiz gerekiyor. Ben göçmen kökenlilerin yerel seçimlerde oy kullanabilmeleri için çok uğraştım. Hatta sağcılar bana bu konuda çok yüklendiler, bakanlık dönemimde olmadık hakaretler ve iftiralarla beni yıpratmaya çalıştılar. Bu yönde bir kararı ancak Federal Meclis üçte ikilik bir çoğunlukla alabilir. Ne yazık ki böyle bir çoğunluğumuz bu konu için yok. Parti grubu programımızda burada yaşayan her insana katkı imkanları sağlanmasının gerektiğine yer verdik. Uzun zamandır burada yaşayan, vergisini ödeyen, ülkeye katkısı olan insanlarınen azından yerel seçimlerde seçme hakları, yani yaşadıkları yerde alınan kararlarda söz hakları olmalı.

* Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi konusunda SPD’nin bakışı hangi yönde ? Ufukta böyle bir ihtimal görülüyor mu ?

A. Ö : SPD ve Yeşiller Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini uzun yıllar hep destekledi ama bu konuda bir azınlık teşkil ediyoruz. Merkel sürekli Türkiye’nin imtiyazlı üyeliğinden bahsetti. Şu an devletler arasında maalesef ciddi bir uzaklaşma var. AB’de de bu konuda bir çoğunluk göremiyorum. 2009 yılında Berlin’de kurulan ve siyasilerden, eski bakanlardan, büyükelçi ve milletvekillerinden oluşan Türk-Alman Toplumu’nun (DTG) başkanlığını yapıyorum. Bu kişilerin arasında Türkiye’ye yakınlığı olan, Türkiye’yi sevenler var, ve bu kişilerin arasında objektif olarak üretilen politikaları doğru eleştirenler var elbette. Böyle insanlara ihtiyacımız var ve onların kopmaması için uğraşıyorum.

* 26 Eylül Pazar günü yapılacak Federal Meclis seçimlerine artık az bir zaman kaldı ve kamuoyu yoklamalarında  partiniz SPD’nin 4 puan farkla öne geçtiği görülüyor.  Sandıktan Kırmızı – Kırmızı -Yeşil Koalisyonu çıkabilir mi sizce ?

SOL PARTİ İLE KOALİSYON MÜMKÜN MÜ

A. Ö : Birlik ve saygı. Son anketlerde diğer partiler oy kaybederken SPD’nin oylarının arttığını görmek bizi umutlandırıyor. Tabii ki Olaf Scholz’un başkanlığında hükümet kurmamız en büyük arzum. Tecrübeli bir politikacı ve liderliğin ne olduğunu, ekonomiyi ve dayanışmayı iyi bilen bir yapıya sahip. Amacımız bu seçimi kazanarak Almanya’da özellikle sağcıların neden olduğu bölünmeyi kapatmak, birliğimizi onarmak. Bu hangi parti ile olur? Şimdiden söylemek zor. Önce seçmen oyunu versin, ondan sonra sonuca göre bakacağız kiminle koalisyonun ülkeye en faydalı olacağını. Ancak Sol Parti’nin Nato ve AB’den ayrılma isteğini ve yurtdışında görevde olan tüm Alman askeri birliklerinin geri dönmesi yönündeki talebi bizim için düşünülebilecek bir politika değil.

* Ve son sorumuz:  Siyasette Bakanlık hatta Başbakanlık yapmış ünlü isimlerin daha sonra Belediye Başkanı veya Büyükelçilik, hatta arabuluculuk gibi görevleri üstlendiklerine sıkça şahit olunuyor. Partinizin talebine göre, acaba siz de  ileriki yıllarda Hamburg’da Eyalet Başbakanlığı için aday olmayı düşünür müsünüz ?

A. Ö : Bunu zaman gösterir.

            ***

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: