Yarının Türkiyesi İçin

Siyaset Bilimci, Almanya Parlamentosu ve Avrupa Parlamenterler Meclisi Eski Üyesi Prof. Dr. Hakkı Keskin, 28 Şubat’ta muhalefet parti liderlerinin imzaladığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” mutabakatı konusunda görüşlerini ortaya koydu.

İşte Prof. Dr. Hakkı Keskin’in o yazısı:

YARININ TÜRKİYESİ İÇİN 

„Yarının Türkiyesi İçin“ 6 muhalefet partisi liderleri, 48 sayfadan oluşan 23 maddelik ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ mutabakatını imzaladı.

Bu tarihi günde, 6 Parti, “Türkiye`nin Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi, Laik, Demokratik Hukuk Devleti, Yargı Bağımsızlığı, Demokratik Hak ve Özgürlüklerin yeniden işlerlik kazanması”na ilişkin konularda anlaştılar.İmzalanan metinde, “Cumhurbaşkanının görev süresi ve yetkileri, Seçim barajı, HSK, Kayyum ve KHK” gibi önemli konularda da öngörülen değişikliklerde uzlaşma sağlandı.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcıları, 4 ay yoğun bir çalışma yürüterek bu ortak anlaşma metnini hazırladılar. 5 muhafazakâr ve sağ eğilimli bu partilerin bir araya gelmesinde, Sosyal Demokrasi görüşteki CHP`nin Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçtaroğlu`nun belirleyici olduğu bilinmektedir. Sayın Kılıçtaroğlu`nu ve bu anlaşmaya imza koyan tüm siyasi parti başkanlarını ve yetkililerini kutluyorum. Türkiye için bu anlaşmanın kalıcı sonuçlar getirmesini yürekten diliyorum.

NEDEN TARİHİ GÜN?

Bu anlaşmaya çok iddialı bir deyim olan „tarihi gün“ dememin nedeni var. Türkiye’de muhafazakâr ve sağ eğilimli siyasi partiler, AKP iktidarı öncesi dönemde, demokratik özgürlükler, laik ve demokratik hukuk devletinin temel ilkeleri konularında, uzlaşma kültürü bakımından gereken özveride bulunmuyorlardı.

Dünyanın en demokratik anayasalarından biri olan 1961 Anayasası’nı ve bu anayasanın tanıdığı temel hak ve özgürlükleri, muhafazakar ve sağ eğilimli siyasi partiler geçmişte, „Türkiye için çok lüks“ buluyorlardı. 20 yıla yaklaşan AKP döneminde ve özellikle de şahsa özel ve de tüm kararların bir kişi tarafından verildiği Cumhurbaşkanlığı döneminde, gerçek demokrasi, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve demokratik hak ve özgürlüklerin nedenli önemli ve vazgeçilemez olduğu, yaşanarak görüldü ve anlaşıldı.

Konunun uzmanı olan aydın ve yurtsever kesimlerin öteden beri yaptıkları uyarıların ne denli haklı ve gerekli olduğu, AKP döneminin özellikle 2007`lerden günümüze, yaşanarak anlaşıldı. Ne derler: „Bir musibet bin nasihate bedeldir!“

Bu musibete ilişkin en ağır deneyimi, Almanya Hitler döneminde yaşadı ve bundan gereken dersler alındı. Almanya 1949 yılından günümüze, yanı 73 yıldır koalisyon hükümetleriyle yönetiliyor, hükümet krizleri yaşanmıyor ve de görüldüğü gibi başarılı sonuçlar da alınıyor. Benzer Koalisyon hükümetlerini, İtalya ve diğer birçok Batı Avrupa ülkelerinde de yaşıyoruz.

Türkiye`nin de, artık farklı siyasi görüşlerdeki siyasi partilerden oluşacak koalisyon hükümetlerine alışması ve bunu demokrasinin en tabii bir gereği ve önemli bir koşulu olarak benimsemeleri gerekmektedir.

Şimdi bu 6 muhalefet Partisinin gündeminde ivedi olarak, Türkiye`nin dış politika, ekonomi, tarım, enerji, eğitim, taşınamaz durumdaki işsizlik ve enflasyon sorularını, nasıl çözeceklerine ilişkin yine somut önerilerini bir anlaşma metniyle ortaya koymaları ve seçmenleri bunlara inandırmaları gerekmektedir.

Son derece önemli diğer konu da, Halkların Demokrasi Partisi (HDP), Türkiye İşçi Partisi ve diğer sol partilerden oluşacak ittifakla, Sendikalar ve tüm diğer sivil toplum kuruluşlarıyla gerekli diyaloğun sağlanması, “Yarının Türkiyesi İçin” mutlaka gerekmektedir. İşte bu da demokrasinin ve uzlaşma kültürünün vazgeçilemez gereğidir. Bu konuda da tüm siyasi partilerin özveride bulunmaları gerekmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: