YAŞ 65… VE BİZ YİNE DEĞERSİZİZ…

Merhaba,

Yaş 65… Ve biz yine değersiziz…

Yazım sadece 65 yaş ve üstü içindir… 

Mart ayı sonunda 65 yaş ve üstü için kısıtlama geldi… Uzun bir süre sonra da Pazar günü evet yanlış değil sadece Pazar günü birkaç saat çıkış izni verildi…

Bizler derhal maske başvurusunda bulunduk… Cevap gelmedi maske işi ise malum… 

Benim parti ile ilgim yok… Ben olaya 3 cepheden bakacağım… Türkiye, Almanya ve psikolojik açıdan… 

***

Meskun olduğum yerin belediyesi CHP tarafından yönetiliyor… Oturduğum yerde kendi dairelerinde tek başına yaşayan (bunlardan biri benim) 65 yaş üstü 3 kişi var… Bunlardan ikisi hanım ve kapılarını çalan olmadı… Yapılan reklamlara bakmayın; yok Cefa grubu yok Vefa grubu… Belediyeden kapıyı çalan olmadı… Ne isteğin var diyen olmadı? Parasız kaldık; bankayı aradık… Polise telefon edin onların refakatiyle gelin, dediler… O kadar komik ki, benim 50 yıllık arkadaşım 25 Mart günü polisten yardım istedi, bankada işim var dedi… İnanın, bugüne kadar gelen giden arayan soran olmadı… Adamın işi yattı anlayacağınız…  Bu arada söyleyeyim, sadece bir gazeteci arkadaşım (Adem Aksakallı) aradı, bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu… Hani evlere geliyorlardı? Hani ihtiyaçlar karşılanacaktı? Hani belediye veya Kaymakamlık her şeyi tespit etmişti? Yorum yok…

***

Allah razı olsun yahu!!! Bana Pazar günü sokağa çıkma izni verdiler… Bayağı iyi… 4 veya 6 saat… Her neyse… Peki, ben şimdi bu kararı aldırtan Yüce Bilim Kurulu’na soruyorum… Pazar günü hangi banka açık, hangi resmi daire açık, hangi kurum veya kuruluş açık, Vergi Dairesi açık mı? En yakın paramatik 1500 metre, bana verilen mesafe 500 veya 600 metre… Ben parasız ne yapacağım? Nasıl bir mantık bu? Sebze almaya gitsem, Pazar günü Pazar yerleri kurulmuyor… Markete gitsem kapalı… Sadece kuru ekmek mi yiyeceğim?

***

Aynı yaştaki Almanya’daki arkadaşlarıma imrendim… Maskesini takan dışarda… Evde çalışana ekstra olarak para geldi… Ama Almanya bizden gerideymiş… Parklar insan dolu Almanya’da… Hava alıyorlar… Dolaşıyorlar… Kahve içiyorlar… Hizmet alıyorlar… Peki, ya biz? Ne para var, ne kapıyı çalan!!! Onlar hafta içi doktora gidiyor ama biz gidemeyiz, çünkü Pazar günü hangi doktor var? Sokağa çıkma yasağı başladı kolonya ortadan kayboldu ancak 2 hafta sonra kolonya bulabildik… Onu da nasıl bulduk? Marketteki iyi çocuklar, ”Aman dayı sen üzülme, biz kenara senin için koyarız,” dediler de kolonya sahibi olduk… Maske zaten ayrı komedi… Ismarladıktan 12 gün sonra geldi… Eldivenler 15 gün, gözlük 20 gün sonra… Çok eğlenceliydi çok…

***

AVM açıldı… Güzel zaten bize yasak gitmesek de olur… Ama kardeşim burası İzmir’in ovada yer alan bir ilçesi… Onlarca büyük ölçekte çay bahçesi var… Hadi kapalı kahveler, kahvehaneler kapalı… AVM açık – ki restoranlar kapalı -; madem açık, ticaret uğruna açık, ekonomi için açık, insanlar o kapalı mekana giriyor… Yahu arkadaş aç bari Pazar günleri çay bahçelerini, en azından insanlar gitsin ağaçların altında, çay veya kahve içmesi şart değil, gitsin orada bir veya iki saat temiz hava alsın… Zaten nasıl bir mantıksa, Almanlar göl kenarlarında yürüyüş yaparken bizlere deniz kenarında dolaşmak da yasak!!! Harika… Size bir manzara anlatacağım… Kahvehaneler kapalı ya, iskemleler yok ya, 65 yaş üstündeki değersizler izin günlerinde ne yaptı? Horozlar gibi oradaki masaların  üstüne tünedi ve orada oturdu…. Sosyal mesafe! O konuyu geçiniz… Görmemiş olun… İnsanlar mecbur kaldı ve tehlikeli bir iş yaptınız… Onların iletişimini elinden aldınız… Tu kaka yaptınız… Koruyoruz diyerek insanları yalnızlaştırdınız ve onların çoğu virüsten değil korkudan öldü… Hem de çok kişi ve çok yakın çevreden… 

***

Gelin bir de tıbbi yönden inceleyelim nedenleri… Ben size benimle aynı fikirde olan birkaç bilim adamının görüşünü yazacağım ve ne demek istediği çok açık şekilde ortaya konacak… İmmobilizasyon yani hareketsizlik nelere mal olur aslında bunu Bilim Kurulu Üyeleri bilmesi lazım ama bunu gözardı ettiler. Prof. Dr. Aslı Çungurlu, yaşlılıkta en önemli 8 sendromdan bahseder, ”Geriatrik sendromları immobilizasyon (hareketsizlik), düşme, malnütrisyon (beslenme bozukluğu), demans, depresyon, osteoporoz, bası yarası, polifarmasi (çoklu ilaç kullanımı), duyma ve işitmede azalma, sarkopeni (kas kütlesinde azalma), idrar ve dışkı kaçırma ile kırılgan yaşlı olarak sayabiliriz.” 

***

Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu ise yaşlılık depresyonunu ortaya koymaktadır ve şöyle der, ”Duygularımız yaşamın doğal bir  parçasıdır. Ancak, hüzün, üzüntü, karamsarlık ve hayattan keyif almada azalma ve  sıkıntı hali devamlılık gösterir, günlük yaşamı kötü  etkilemeye başlarsa bu bir “Depresyon  Hastalığı” olabilir. Depresyon Hastalığı gençler gibi yaşlılarda da olabilir. Yaşlılar da gençler gibi neşeli, konuşkan, keyifli olmalıdırlar.” İşte özetlemiş… Siz 65 yaş üstünü hafta arası eve tıkamakla onların sağlığını koruduğunuzu sandınız ama yanıldınız, ”keyiflerini” elllerinden aldınız… Geri kalan ömürlerini heba ettiniz… Hadi akraba ziyaretinden vaz geçtik ama onların mezarlıkta bir dua okumasına bile yardımcı olmadınız… Bunu yapamamak dahi depresyona neden olabilir… Yaşlılık depresyonu maalesef tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur… Sağlık Kurulu’nun bilim adamları acaba bunu düşenemedi mi? Çünkü yalnızlık, depresyon yaşlılarda intihar riskini yükseltir… Ben demiyorum…

***

Olayın bilimsel yönünü daha da açabilirm ama bu kadar yeter… Sanırım biz değersizizin altını çizdiğimde ne olduğu anlaşılmıştır…

Sağlıkla kalın…

Orhan Veli CANSEVER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: