Murat Özkaya, Turgay Ciner ve ‘Alo Fatih’ yani Mehmet Fatih Saraç bugün yapılan futbolda bahis operasyonun öne çıkan aktörleri oldu. İlgili isimlerin yükseliş hikayesi ve iktidarla aralarındaki bağ ortada. Ancak asıl gündemin futbolda temizlik olduğu iddiası hâlâ oldukça şüpheli.
GAZETEM/SPOR
Foto:Youtube
Futbolda uzun süredir beklenen ve adeta davul zurnayla ilan edilen bahis operasyonunda ilk adım bugün atıldı. 17 hakemin yanı sıra bir Süper Lig Kulüp Başkanı gözaltına alındı. Bu gözaltı dışında bir Süper Lig kulübünün sahibi ve başkanlığını yapan isim hakkında da gözaltı kararı çıktı.
Gözaltına alınan Süper Lig Başkanı Murat Özkaya, Eyüpspor’un başkanlığını yapıyor.
Hakkında gözaltı kararı verilen bir diğer kulüp sahibi Turgay Ciner, aynı kulübün başkanı ise Fatih Saraç’tı. Bu iki isim de kayyım atanan Süper Lig kulübü Kasımpaşa’yla bağlantılı.
Kasımpaşa ve Ciner’e geleceğiz ama önce Murat Özkaya.
Hakkında en bilinen şey otomotiv sektöründeki patronlardan biri olması.
Özkaya buradaki faaliyetleri üzerinden bir devlet bankasıyla, Ziraat Bankası ile kurduğu ilginç bağlarla gündeme gelmişti.
Gazeteci Murat Ağırel, Özkaya’nın Ziraat Bankası ile kurduğu ilişkileri Cumhuriyet gazetesinde köşesine taşımış, şu ifadeleri kullanmıştı:
“Günlük oto kiralama yapan Central Oto 2001 yılında Efrayim Kebudi ailesinin kurduğu Escar’a bağlıydı. 2018 Nisan’da MTL Oto’ya (Metal oto) satıldı. Metal Oto’nun sahibi Murat Özkaya. 2019 yılında ise Central Oto’nun yüzde 99’unu Ziraat Bankası satın aldı. Central Oto’nun yüzde 1’i Murat Özkaya’nın kalmıştı.
Bu satın alımdan sonra Ziraat Bankası’nın yani devletin olan Central Oto’nun Yönetim Kurulu Başkanlığı’na yüzde 1 hisse sahibi olan Murat Özkaya getirilmişti. Murat Özkaya’nın başında olduğu Central Oto Yönetim Kurulu, kamu bankalarından 500 milyon TL kredi çekmişti, öncesinde ise toplam 250 milyon TL Ziraat Bankası’ndan avans almıştı.
Tam bunlar yaşanırken Ziraat Bankası’nın o dönemki Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın oğlu Harun Can Aydın, 16 Nisan 2018’de Otopia Otomotiv Filo adında bir araç kiralama şirketi kurmuştu.
Ziraat Bankası Genel Müdürü’nün oğlu Harun Can Aydın, kendi Otopia şirketi adına, Murat Özkaya’ya sınırsız nitelikte vekalet vermişti.”
Bu iddiaların devamı da geldi. Önce Ziraat Bankası Özkaya’dan aldığı araçları Özkaya’nın diğer şirketine sattı, sonra üç ay sonra bu araçların bir bölümünü geri aldı. Ortaya doğal olarak büyük bir kamu zararı çıktı.
Söz konusu sürece dair konuşan Özkaya, Ağırel’in sorduğu sorulara o dönem şu yanıtları verdi:
“M.A: Sonra Oto Center’ı Ziraat Bankasına sattınız. Kaça sattınız?
M.Ö: Evet Ziraat Bankası’nın firmasına sattım. Para almadım bedava verdim. Sadece firmayı işletip büyütüp sonrasında satacaktık ve satıldığında yüzde 33 alacaktım. Anlaşma buydu. Yönetimde iki Ziraat Bankası yetkilisi ve bir de ben vardım.
M.A: Şirketi Ziraat aldı sonra neler oldu?
M.Ö: Firmayı alınca Ziraat 250 milyon TL yatırdı. Başka bankalardan da araç alımı için 550 milyon TL kredi çıkarıldı. Piyasası çok sıkıntılıydı. Araç yok piyasada. Araç alacağız ancak tedarik edemiyoruz. Oto Center’a benim diğer şirketim olan Metal Oto’dan 10 Bin adet araç sattım.
M.A: Yani kendi şirketinizden Genel Müdürü olduğunuz şirkete araç sattınız doğru mu?
M.Ö: Evet.
M.A: Peki, bu satış ne kadarlık bir satıştı. Ne kadar kâr yaptınız?
M.Ö: Bakın Murat Bey. Bu işlemleri yaparken Metal Oto’nun 3 yıl vadeli 950 Milyon TL kredi borcu vardı. Dolar ise 4 TL idi o dönem. Ben araçları kasko bedelinin biraz altında bankaya sattım. Yani piyasadaki yüksek rakamları uygulamadım. Şayet araçlarımı satmasaydım 140 milyon dolar param olacaktı ve döviz kuru da malumunuz. Sonucunda 500 Milyon dolara kadar çıkacak bir gelirden oldum. Devlet para kazansın diye sattım.”
Öte yandan hakkında alt liglerdeki Pendikspor ve Tuzlaspor’daki oyuncu transferlerine ilişkin de şaibe iddialarının gündeme geldiği hatırlatılan Özkaya bu iddiaları da reddetti. Oyunculara araç vermesini de bir ticari adım ve kulüp işleyişiyle açıklıyordu Özkaya.
Özkaya, aynı zamanda Galatasaray’ın kongre üyesi olmasına ilişkin de kendisine yöneltilen soruya şu yanıtı veriyordu:“Evet ben Galatasaray Kongre üyesiyim. Göksel Gümüşdağ, İlhan Cavcav, Faruk Koca gibi ben de bir kulüp başkanıyım ve aynı zamanda Galatasaray Kulübünün kongre üyesiyim.”
Hangi şike iddiaları gündeme gelmişti?
Murat Özkaya’nın adı, daha önce yine Murat Ağırel’in yazılarında iki ayrı şike iddiasıyla gündeme gelmişti.
soL Haber, holding medyasında kimsenin ilgilenmediği halkın gerçek gündemlerine odaklanıyor. Bu haberleri desteklemek halkın gerçek gündemlere ulaşmasının da önemli bir yolu. Bu yüzden soL’a destek olun, abone olun!
Bunları Ağırel’in yazılarından aktarıyoruz:
“Gençlerbirliği kalecisi Nurullah Aslan adına Eyüpsporlu yöneticilere ‘500 bin TL verin maçı organize edelim’diyorlar. Eyüpspor yöneticileri durumu başkan Murat Özkaya’ya bildiriyor. Murat Özkaya hemen Gençlerbirliği yönetimini arayıp durumu bildiriyor ve ‘Maça çıkarmayın’ diyor. Kaleci maça çıkmıyor.
***
Altınordu-Eyüp spor maçı da var. Altınordu’da oynadığını iddia eden iki kişi (AltınorduKulübü gözbebeğimizdir. Bu iki kişinin yaptığı, kulübe mal edilmemeli) yabancı numaradan Eyüpspor başkanına mesaj atıyor. ‘Başkanım biz iki kişi ilk on birde maça çıkıyoruz. Bu sezon Süper Lig’i en çok siz hak ettiniz’diyor. Başkan ‘İsminiz ne çocuklar’ diye soruyor. Futbolcular, ‘Bizim için lig bitti sayılır. Başkanım, isim tehlikeli olur bizim için. Bu maç sizin için bir şeyler yapmak istiyoruz. İster misiniz‘ diye yazıyor. Devam ediyorlar ‘Maçı istediğiniz şekilde bitirmenizi sağlarız. Kişi başı 100 bin başkanım’ diye bitiriyorlar.
Başkan hemen kulübün yetkililerini arıyor ve durumu bildiriyor.
Telefon numarası da açık. Numara Gürcistan numarası. Ben de mesajlaşmalar var.”
Saraç’ı ve Ciner’i nereden biliyoruz?
Murat Özkaya gündeminde ortaya çıkan bilgiler şimdilik bunlar.
Ancak Ciner ve Saraç kamuoyunda çok daha yakından bilinen iki isim.
Ciner, AKP iktidarıyla çok güçlü ilişkileri olan, AKP’li yıllarda büyük servet biriktiren isimlerden biri.
AKP içindeki son kavganın adreslerinden biri olan Can Holding davası kapsamında hedef olan Ciner, yurtdışında olmasıyla tutuklanmaktan kurtulmuştu.
Ciner kurtulsa da oğlu tutuklanmış, Koç Ailesi’nin önemli isimlerinde Ali Koç bu tutuklamaya tepki göstererek Ciner’in oğlunu cezaevinde ziyaret etmişti.
Fatih Saraç ise Ciner’in “çalışanlarından” biri.
Ciner’in Habertürk’ün sahibi olduğu yıllarda Saraç bizzat Erdoğan tarafından aranmış ve yayınlarına müdahale edilmişti. Bu görüşmelerin kayıtları sızdırılınca da Saraç’ın adı “Alo Fatih” olarak kalmıştı.
AKP ile yıllarca bu kadar güçlü bağlar kuran böylesi bir ikili, AKP içi bir kavganın sonucu olarak hedefe konulmuş oldu.
Saraç, Can Holding davasında gözaltına alınıp serbest kalsa da, bunu şimdi de bahis gündemi takip etmiş görünüyor.
Peki, Kasımpaşa’ya dair nasıl bir bahis iddiası gündeme gelmişti.
Ortaya daha önce çıkan iddia, yine Murat Ağırel’e ait:
“Kasımpaşa-Samsunspor maçında, bir bahis sitesinde bir kullanıcı “Kasımpaşa ilk yarıyı önde kapatır ama maçı Samsunspor kazanır” bahsini yapmış. Oranı 34.50 olan bu bahse tam 50 bin Türk Lirası yatırmış ve tam tamına 1 milyon 725 bin TL kazanmış. Üstelik aynı kuponu 238 kişi daha oynamış! Bu bahsi oynayan kişinin önceki yaptığı bahislere baktım. Bu kadar yüksek oranlı bir tek bahis oynamış. Diğer tüm bahisleri 1.50-1.98 oranında. Siz olsanız sürekli 1.50 oranlarla oynayıp birden 34.50 orana 50 bin lira basar mısınız? Bu eşyanın tabiatına aykırı değil mi? Bu tür bir kuponun bu kadar yüksek miktarlarda oynanması ve birden fazla kişi tarafından aynı kuponun tercih edilmesi sizce de garip değil mi?”
Neler oluyor?
soL’da ısrarla vurguladık. Ortada Türk futbolunu bahisten temizlemeye dönük bir operasyondan söz etmek mümkün değil.
Sadece TFF’nin iki eski başkanının yaptığı anlaşma dahi AKP bağlantılı isimlerin futbolda bahise nasıl yer açtığını oldukça net bir şekilde ortaya koyuyor.
Üstelik yapılan bu operasyonların ana gündemini hâlâ “yasal bahis” gündemi oluşturuyor. Bunun da altının günden güne nasıl boşaltıldığına hep birlikte şahitlik ediyoruz.
Öte yandan yasadışı bahis ve futbol arasındaki bağlantının üzerine gidilip gidilmeyeceği, gidilirse hangi isimlerin hedef alınacağı çok daha kritik bir başlık olarak öne çıkıyor.
Çünkü Kıbrıs, Gürcistan, Karabağ ve Bulgaristan merkezli olduğu belirtilen Türkiye’deki yasadışı bahisin hem siyasi hem de patron ve mafya ayağı Türkiye’de birçok isme uzanma ihtimalini barındırıyor. Buraya bütünüyle dokunulması olanaksız. Ancak burada asıl beklenti pasta kavgasına ilişkin. Ortada 50 milyar doları bulan bir sektör var ve bu paranın akacağı kanalın yönünü belirlemek önümüzdeki dönemin asli konularından biri olacak gibi görünüyor.
Tüm bunlardan geriye futbolda temizlik namına hiçbir şey kalmayacağını ise şimdiden not etmek gerekiyor.
Kaynak: https://haber.sol.org.tr
