KANAL İSTANBUL PLANINI RAFA KALDIRMAYIN, UNUTUN!

Atatürkçü Düşünce Derneği Hamburg’un TGH salonunda düzenlediği “İstanbul Kanalı” projesi hakkında bilgilendirme konferansında konuşan deniz bilimci Prof. Dr. Ahmet Cemal Saydam, Kanal İstanbul projesinin zararlı yönlerini anlattı.

Haber : Salih Kartal (Gazetem.eu / Liman)

ADD Hamburg‘un tatil öncesinde düzenlediği “Kanal İstanbul” projesi hakkındaki bilgilendirme toplantısı, yönetici Ufuk Güngör sunumu ile başladı. İlginin yoğun olduğu gözlenen konferans TGH salonunda yapıldı.

BAŞKAN TEMUR’DAN NOSTALJİK BİR ATATÜRK ÖRNEĞİ

Açılış konuşmasını yapan ADD Hamburg Başkanı Serdar Temur, Atatürkçü düşünce ve bu konferansın nedenini açıklayarak başladığı konuşmasında özetle şunları söyledi: “ Bu proje ADD Hamburg’un 2019’dan beri yapmak istediği bir proje, salgın hastalıklar nedeniyle ancak bugüne kısmet oldu. Bizler Atatürk deyince ne anlıyoruz? Atatürk , Kemalizm denince kurtuluşu anlıyoruz. Ama arkasından da kuruluşu hatırlıyoruz. Atatürk devrimleri diyoruz. Cumhuriyet devrimleri diyoruz. Ondan sonra akılcı rasyonel düşünce diyoruz. Düşünen, sorgulayan, kula kulluk etmeyen özgür bireylerin yetişmesi diyoruz. Kısacası Türk aydınlanmasını anlıyoruz. sonra vicdan ve ibadet özgürlüğü, inanca serbestlik, kadının insan haklarına yakışan onurlu hakları, sanatın ön plana çıkarılması, hiç yılmadan çalışmak. Ama Atatürkçülük aynı zamanda doğanın korunmasını da kapsıyor.”

Başkan Temur, konuşmasında “Atatürk’ün doğaya gösterdiği özen , işe yaramaz diye düşünülen bir arazide “Atatürk Orman Çiftliği ” kurmak,  ağacın dalını kesmektense köşkü raylar üzerinde kaydırarak ağacın kesilmesini engellemektir. Atatürkçülüğün anlamı  Kaz dağlarında ağaçların kesilmesine karşı direnilirken de ortaya konulmuştur” diyerek, sözü Prof. Saydam’a bıraktı.

Prof.Dr. A. Cemal Saydam: “Bence yanlış bilmektense hiç bilmemek daha iyi”

Deniz bilimci Prof. A. Cemal Saydam, çalışmalarında kullandığı araştırma gemisi ve çalışma ekibi hakkında verdiği bilgiler ile başladığı konferans sunumunda Hamburg’da olmanın kendilerini mutlu ettiğine değinerek “Yaptığımız araştırmalar sonunda denizlerimiz hakkında bildiğimizin, hiç bir şey bilmediğimiz olduğunu anladık. Akdenizi türk gölü yapmışız. denizler hakkında ne biliyorsunuz? Hiç! Bence yanlış bilmektense hiç bilmemek daha iyi. ” diye konuştumasına başladı. Çeşitli görseller ile destekli yapılan ders gibi bilgilendirme toplantısında salondakilerin şaşkınlıkları gözlerden kaçmadı. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkede denizlere olan ilgisizliğe dkkat çeken Profösör bilinçsiz balıkçılık nedeniyle denizlerde balıkların üreyemediğini anlatırken Akdenizin sahradan farksız olduğunu içinde hiç bir şeyin kalmadığını araştırmalarının sonunda tespit ettiklerini anlattı. Denizler hakkında bilimsel açıklamaları ve önemlerini sıraladıkatan sonra günün asıl can alıcı konusu olan “Kanal İstanbul” projesininin çevreye olası etkileri hakkında konuştu.

Kanal istanbul Projesi

Deniz bilimci Prof. Saydam “Kanal İstanbul “ projesinin kapalı kapılar arkasında milyonlarca dolar harcanarak yapılan fizibilite çalışmalarında “Deniz Bilimleri”nin de fikirlerinin alınması gerekliliğinin önemine değindi. Uydu fotoğrafları ve kroki çizimleri eşliğinde Karadeniz ve Marmara Denizi’nin 12 bin yıl önce birbirinden bağımsız birer göl olduğunu, Karadeniz’in nehir bağlantıları nedeniyle tatlı su gölü olduğunu , Akdenizin ise yoğun buharlaşma nedeniyle tuz oranının yüksek olduğunu , zaman içinde olan depremler ve jeolojik etkiler ile bugünkü durumun oluştuğunu iki denizin Marmara Denizi üzerinden birbiriyle karıştığını anlattı.


Prof. Saydam uzun ve bilimsel detaylarıyla anlattığı Marmara denizinin son durumunu özetlerken, “Karadenizin tatlı suyu Marmara denizinin 25′ metrelik üst tabakasını oluştururken, Akdeniz’in tuzlu suyu alttan Karadeniz’e doğru geçiyor. Bu bağlamda üst tabaka üç ayda değişirken, alt tabaka yedi yılda değişiyor. Dolayısıyla alt tabakadaki oksijen miktarı azlıyor. Buna İstanbul’un yıllık 2,2 Km küp atık suyu da karışınca Marmara Denizi kendini doğal yollarla temizleme işlemini zora sokuyor. Eğer Kanal İstanbul Açılırsa ÇED raporuna göre Karadeniz’den Marmara’ya 21 Km küp ilave su gelecek buna bağlı oranda onda biri organik madde olsa, Marmara denizi bunu kaldıramaz. Marmara denizi ölür. Kanal İstanbul planını rafa kaldırmayın ,unutun!” dedi.

MARMARA DENİZİ ÖLÜRSE NE OLUR?

Prof. Saydam şöyle devam etti: Organik madde yine oksijen kullanarak parçalanmaya devam eder ama bu sefer oksijeni sülfattan alır ve geriye H2S (Hidrojen sülfür gazı çürük yumurta kokusu) kalır. Çürük yumurta kokusu. Bu bir kere oluşur ise bir daha geri dönmez. İzmit Körfezi derin çukurunda olduğu gibi.Karışımın olduğu her yerde bu su yüzeye çıkar ve milyonda bir bile olsa bu kokuyu hissederiz. Boğaz boyunca; Bebek Hisarlar ve Kuleli önlerinde, Ahırkapı açıklarında ve jet akımın o gün olduğu bölge ve civarında. Lodos esince tüm İstanbulda, poyraz esince güney Marmara’da hissedilr. Balık ne olur sorusuna gelirsek, Balık veya canlı kalmaz. Bütün bunlara ilaveten Kanal etrafına kurulacak olan şehirin kanalizasyon atığının da yok edilmesi için yapılacak işlemler sonrası onların da Marmara’ya geleceği kaçınılmazdır.”

DEPREM FAY HATTI ve MARMARA ELDEN GİDERSE

Marmara denizinde adaların yakınında olan deprem fay hattı hakkında ki görüşlerini paylaşan Prof. Saydam, depremin olması halinde fay hattı üzerinde ki yerleşim yerlerindeki yanlış yapılaşmanın felakete sebeb olacağını uydu üzerinden alınan görüntüler ile ayrıntıları gözler önüne koydu. Ve depremin çok yakın olduğunu bilimsel araştırmalar ile belirlendiğini, söz konusu bölgelerden uzak durulması yönünde uyarılar yaptı.

Sunumun sonunda ÇED raporlarından bazı verileri Montrö Sözleşmesi‘nden ilgili maddeler üzerine, liyakatsiz kişilerin yapmış oldukları bazı deniz suyu analizlerinin gerçek verileri yansıtmadığı üzerine yaptığı konuşmasınnı “ Marmara Elden Giderse Bir Daha Asla Geri Dönüşü Olmaz” diyerek noktaladı.

Ufuk GÜNGÖR

KANAL İSTANBUL PLANINI RAFA KALDIRMAYIN, UNUTUN!” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: